Taklit Mercii Yakubi: İslam'da kan dökmenin şiddetli bir şekilde yasaklanmış olması

| |defa okundu : 18
Taklit Mercii Yakubi: İslam'da kan dökmenin şiddetli bir şekilde yasaklanmış olması
  • Post on Facebook
  • Share on WhatsApp
  • Share on Telegram
  • Twitter
  • Tumblr
  • Share on Pinterest
  • Share on Instagram
  • pdf
  • Çıktı al
  • save

Yüce Allah’ın Adıyla

Taklit Mercii Yakubi: İslam'da kan dökmenin şiddetli bir şekilde yasaklanmış olması

 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a ve selam yaratılmışların en hayırlısı Muhammed ve temiz ailesine olsun.

 

İslam hukukunda insan büyük bir değere sahiptir. İnsan, Yüce Allah'ın yeryüzündeki halifesidir.  “Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi.” (Bakara: 30). İnsan bu üstünlüğü Yüce Allah’tan almıştır. “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık.” (İsra: 70) İnsan canına Kâbe’den daha üstün olan büyük bir saygınlık verilmiştir. Bir hadis-i şerifte Ebu Cafer Bakır (a.s) Kâbe’ye yönelerek şöyle buyurmuştur: “Seni üstün kılan, şereflendiren, muazzam kılan, insanlar için örnek ve güvenli kılan Allah’a hamdolsun. Vallahi, müminin saygınlığı/değeri senin saygınlığın/değerinden üstündür.”[1] Ebu Hamza’nın İmam Bakır (a.s) yahut İmam Sadık’tan (a.s) aktardığı sahih rivayette Allah Resulü (s.a.a), bugün de meçhul olan katili bilinmeyen bir kişiye bağlanan bir cinayet olayında şöyle buyurmuştur: Müslümanlar arasında kimin öldürdüğü bilinmeyen bir ölü! Beni hak olarak gönderen kimseye yemin olsun ki eğer gök ve yeryüzü ehli bir Müslümanın kanının dökülmesine ortak yahut buna razı olsa, Allah onların burunlarını (başka bir ifadede) yüzlerini ateşe sürtecektir.”[2]  İnsanın insan olan kardeşini öldürmesi, Yüce Allah’ın ubudiyet dairesinden çıkması ve O’nun hâkimiyetiyle çatışması demektir. Çünkü Yüce Allah insanı yaratmış ve onun sahibidir. İnsan üzerinde tasarruf sahibi yegane varlık O’dur. 

Allah Resulü (s.a.a) Veda haccı ibadetlerini yaparken Mina’da on binlerce Müslümanın önünde bu misyonu duyurmak ve onların İslam hükümleriyle amel edilmeyen cahiliye dönemine dönmekten sakındırıp kan dökmenin haram ve cinayetin çirkin olduğunu bildirmek için durdu ve şöyle buyurdu: “Hangi gün en saygın gündür? Onlar, bugün dedi. Hangi ay en saygın aydır? Onlar bu ay dedi. Hangi bölge en saygın bölgedir? Onlar bu bölge dedi. Ardından Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: Şüphesiz bugün, bu ay ve bu bölgenizin saygınlığı gibi, birbirinizin kanı ve malı da amellerinizden sorulacağınız kıyamete dek size haramdır. Bildirdim mi? Onlar: Evet.  Ardından Allah Resulü (s.a.a) şöyle devam etti. Ey Allah’ım şahit ol! Her kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine iade etmelidir. Çünkü bir Müslüman'ın kanı veya parası kendi rızası dışında helal değildir ve kendinize zulmetmeyin ve benden sonra kâfirler olarak dönmeyin.”[3] Bu konunun önemini göstermek için, bir kişiye yapılan saldırı tüm insanlığa saldırı haline getirilmiştir. “Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur.” (Maide: 32)

Bu nedenle İslam Şeriatı, cana kıyma cezalarını ağırlaştırmıştır. Biri öldürüldüğünde kan sahibi yani kasten öldürülenin ailesi, katili kısas yapma hakkına sahip olur. Çünkü bu tür bir ceza, başkalarına karşı saldırganlık düşünenleri caydırır ve insanların hayatlarını emniyet ve güven içinde yaşamalarını sağlar. “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız.” (Bakara: 179) Ve kutsal kanun koyucu, eğer öldürme saf bir hata ya da bilinçli eyleme benzer bir hata ise, kurbanın ailelerine kan parası (diyet) denilen çok miktarda para ödenmesini gerekli kılmıştır. Öyle ki, öldürme saf bir hata olsa bile, yasal olarak saygı duyulan kan boşa gitmez. İnsanların, yanlışlıkla da olsa öldürme veya başkalarına zarar verebilecek herhangi bir eylemden kaçınması ve mağdurun ailesinin zihninde intikam ve karşılıklı öldürme kapısını kapatması için kan parası ödenmesi gerekli kılınmıştır. Bu nedenle kan parası, rasyonel olması, yani kazadan önce sebeplerden kaçınıp kanın akmasını önlemesi ve oluştuktan sonra da devam etmesini engelleyip toplumun kana bulaşmasını önlediği için (akıl) olarak adlandırılmıştır. Bütün bunların ışığında, kanı küçümsemek ve sırf konum veya görüş farklılığı veya belirli bir konu üzerindeki siyasi, aşiret, mezhepsel, ulusal veya coğrafi çatışma vb. nedenlerle tekrarlanan cinayetlerin ve suikastların meydana gelmesi açısından bugün tanık olduğumuz şey, Yüce Allah'ın gazabı bağlamında en korkunç yasaklardan biridir. Bilgeliğe ve akla sahip insanlar, durumu düzeltmek ve toplumu her türlü iğrenç eylemden korumak için muazzam çabalar sarf etmelidir. Başarı Allah’tandır.

 

Muhammed Yakubi/Necef-i Eşref

18 Muharrem, 1442

07.09.2020



[1]. Müstedrek’ül-Vesail, Mirsa Hüseyin Nuri Tabersi, 46/9, bab. 105.

[2]. El-Kafi, 272/7, bab. 172, h. 8, Dar’ul Kitab’il İslamiye.

[3]. Vesail’uş-Şia, 10/29, Ebvab’ul-Kısas Fi’n-Nefs, bab 1, h. 3.