KUR'AN'IN DEĞERİ, ETKİLERİ VE OKUMA ADABIYLA ALAKALI KIRK HADİS

| |defa okundu : 59
  • Post on Facebook
  • Share on WhatsApp
  • Share on Telegram
  • Twitter
  • Tumblr
  • Share on Pinterest
  • Share on Instagram
  • pdf
  • Çıktı al
  • save

KUR'AN'IN DEĞERİ, ETKİLERİ VE OKUMA ADABIYLA ALAKALI KIRK HADİS

Burada hadisleri, içeriklerine uygun bir başlık altında metinleriyle birlikte zikretmekle yetineceğim. Zikredilecek hadisler  içeriklerine göre sınıflandırılmıştır. İçerdikleri nüktelerin şerhi ve açıklaması ise, başka bir zamana ertelenebilir ve o zaman sayıyı kırk ile sınırlamayacağım, çünkü kırk hadisin ezberlenmesine teşvik eden rivayetlerden, bunun illa ki kırk tane olması gerekir gibi bir koşul anlamıyoruz, bu yüzden sayının artması daha iyidir.

1. Öğrenilmesinin Gerekliliği

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Bir mümin Kur’an’ı öğrenmeden veya öğrenmeyle meşgul olmadan ölmemeli.”[1]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Kur’an’ın farkında olan kalbe, Allah azap etmez.”[2]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”[3]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Dünyada Kur’an hamili olan kişi, kıyamet gününde cennet ehlinin arifleridir.”[4]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Kur’an zengindir, O’nsuz zengin olunmaz ve O’nu bulan fakir olmaz.”[5]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Öğretmen çocuğa (öğrenciye); بسم الله الرحمن الرحيم dediğinde ve çocuk da; بسم الله الرحمن الرحيم dediğinde, yüce Allah çocuğa bir beraat, anne babasına bir beraat ve öğretmene bir beraat yazar.”[6]

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kur’an’la amel eden Kur’an hafızları;  السفرة الكرام البررةvahiy taşıyan iyi meleklerle’ beraberdir.”[7]

2. Kur’an Öğrenimi En Büyük Nimettir

Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kur’an okuyan ve bundan dolayı kendisine verilen sevaptan daha büyük bir sevabın olabileceğini ve başkasına verilebileceğini sanırsa, yüce Allah’ın yücelttiği şeyi tahkir etmiş ve tahkir ettiğini de yüceltmiştir.”[8]

3.   Kur’an, Şefaati Kabul Edilen Bir Şefaatçi ve Şahitliği Doğrulanan Bir Davacı

Allah Resulü’nün (s.a.a) bir hadiste şöyle buyurduğu rivayet edilmekte: “Karanlık bir gecenin parçaları gibi fitneler sizi sarıp sarmaladığında, Kur’an’a sarılın, zira Kur’an  şefaati kabul edilen bir şefaatçi ve şahitliği doğrulanan bir davacıdır. Her kim Kur’an’ı kendine öncü kılarsa, Kur’an onu cennete görütecek. Her kim de Kur’an’a sırtını dönerse, onu ateşe sürecektir. Kur’an, en hayırlı yolu gösteren bir nişanedir, Kur’an, her şeyin ayrıntısını kendisinde bulunduran ve elde edilmesi gerekeni beyan eden bir kitaptır... – şu sözüne kadar – içinde barındırdığı harikalar sayılamaz, gariplikleri bitmez, hidayetin yıldızı ve bilgeliğin çırasıdır.”[9]

4.   Kur’an Okuyucusunun Niteliği

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kur’an okuyan kimseye, içinde istek veya korkutma olan bir ayeti okuduğu zaman, arzuladığı şeylerin en hayırlısını istemesi, ateşten ve azaptan kurtulması için niyazda bulunması yakışır.”[10]

Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: “Doğrusu Kur’an okuduğum halde yaşlanmıyor olmaktan hayret ediyorum!”[11]

Müminlerin Emiri (a.s) muttakileri nitelediği hutbesinde şöyle buyuruyor: “Gece oldu mu, ayağa kalkıp saflar kurarlar; ibadete koyulurlar; kur'an ayetlerini (harfleri sayılacak kadar) ağır bir şekilde ve anlamını düşünerek okurlar, bununla hüzünlenip dertlerinin dermanını (şifasını) kur'anda bulurlar. Hüzünleri, günahlarına ve gönül yaralarına ağlamalarını şiddetlendirir. Kur'an'dan teşvike (mükâfata) ecir bir ayet okuyunca onu elde etmek ümidiyle onun üzerinde dururlar; gönülleri şevkten dolup taşar, sanki allah'ın vaat ettiği mükâfat gözlerinin önüne serilmiştir. Korkutucu bir ayete vardıklarında da can kulağıyla onu dinlerler, sanki cehennem alevlerinin (yücelirken) çıkardığı ses ve gürültü kulaklarının dibindedir ve onu işitmektedirler. (korkudan) iki kat bükülmüşler; alınlarını, ellerini, dizlerini, ayak parmaklarını yere sererek secdeye kapanmışlardır; yüce allah'tan azap zincirlerine vurulmaktan kurtulmayı dilerler.”[12]

5.   Kur’an Taşıyıcılarına (Karileri) İkramda Bulunmanın Farz ve Onları Küçümsemenin Haram Oluşu

Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kur’an ehli olanlar, Peygamberler ve Resuller haricinde diğer tüm insanların üstündedirler. Kur’an ehlinin haklarını küçümseyip zayıflatmayın, zira onların Aziz ve Cebbar olan Allah’ın nezdinde bir makamları vardır.”[13] 

6.   Kur’an Öğrenimi ve Ezberlenmesi Kendisine Zor Gelen Kimsenin Sevabı

İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kur’an öğreniminde zorlanan kişiye, iki ecir vardır, Kur’an öğreniminde zorlanmayan kişi de sevapta ilkiyle eşittir.”[14]

Yine İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Zorlandığı halde Kur’an’ı öğrenip ezberleyen kişinin ezberi ne kadar az bile olsa, iki ecir alır.”[15]

7.   Sureden Önce Besmele Okumanın Vacip Oluşu

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Kişi bir topluluğa namaz için imamlık yaptığında şeytan, sürekli imamlık yapanla beraber olan şeytanın yanına gelir ve ona şöyle der: ‘Allah’ı zikretti mi, yani Bismillahirrahmanirrahim dedi mi?’ eğer evet der ise, şeytan kaçar, ama eğer hayır der ise, imamın boynuna biner ve her iki ayağını her iki omuzundan sarkıtır, böylece imam namazı bitinceye kadar şeytan, topluluğun önünde kalır.”[16]

8.   Kabir Ziyareti Esnasında Kur’an Okumanın Müstehap Oluşu

Men Layahduruhu’l-Fakihu kitabında İmam Rıza’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Mümin bir kul, mümin bir kulun kabrini ziyaret ettiğinde ve üzerine İnna enzelnahü fiy leyletilkadr (Kadir) suresini yedi kez okuduğunda, yüce Allah onun ve kabirdekinin günahlarını bağışlar.”[17] 

Başka bir hadiste şöyle buyurmuş (a.s): “Büyük korkudan emin olur.” Bu anlamda birçok rivayet bulunmaktadır.

Bir diğer rivayette ise Fatiha, Halak, Nas, Tevhid sureleri ile Ayet-i Kursi’nin de eklenmesi ve her birinin üç kez okunmasının müstehap olduğu dile getirilmiştir. Bunların sevabı ile ilgili olarak da şöyle bir rivayet gelmiştir: “Yüce Allah, kabrin başında ibadet etmesi için bir melek gönderir ve bu meleğin yapmış olduğu ibadetlerin sevabı kendisine ve kabirdeki meyyite yazar. Kıyamet günü kabrinden çıkıp dirildiğinde, yüce Allah bu melek sayesinde onu tüm zor şartlardan kurtarır ve en sonunda cennete ulaştırır.”[18]  

9.   Gençlikte Kur’an Öğrenmenin Fazileti ve Etkileri

İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Daha genç bir mümin iken Kur’an okuyan kişi, Kur’an onun etine ve kanına karışır ve yüce Allah onu; السفرة الكرام البررةvahiy taşıyan iyi melekler’le beraber kılar ve kıyamet gününde Kur’an onu koruyarak şöyle der: ‘Ya Rabbi, benimle amel eden dışında herkes yaptığı amelinin ecrini aldı, amilime, vereceğin en güzel nimeti ver.’ Bunun üzerine Aziz ve Cebbar olan Yüce Allah onu cennet süslerinden iki elbiseyle giydirip süsler ve başına şeref tacı takar. Daha sonra Kur’an’a şöyle denir: ‘Verdiklerimiz seni razı etti mi?’ Kur’an şöyle der: ‘Ya Rabbi! Doğrusu ben onunla ilgili olarak bundan daha büyük bir şey bekliyordum.’ Bunun üzerine sağ tarafına güven, sol tarafına da huld (ebedilik) verilir ve cennete konarak ona; bir ayet oku ve bir derece yüksel denilir. Daha sonra Kur’an’a şöyle denir: ‘Umduğunu karşılayıp seni razı ettik mi?’ bunun üzerine Kur’an; ‘evet’ diyerek cevap verir.”[19]

10.               Çocuklara Kur’an Öğretme Zorunluluğu

Allah Resulü’nden (s.a.a) rivayet edilen hadisin bir kısmında şöyle buyuruyor: “Eğer anne babası – yani Kur’an öğrenenin – mümin iseler, kendilerine cennetin iki süs elbisesi giydirilir sonra onlara, çocuğunuza Kur’an öğrettiğiniz için bunlar size giydirildi, denir.”[20]  

Müminlerin Emiri’nden (a.s) gelen bir hadiste şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki yüce Allah, yeryüzündekiler kendisine isyan edip kötülükler işlediklerinde, hiçbirini ayırmaksızın hepsine azap etmek ister ama namaza devam eden yaşlıları ve çocuklarına Kur’an öğreten anne babaları görünce, azabı başka vakte erteler.”[21]

11.               Kur’an Karilerinin Çeşitleri ve Gerçek Karilerin Özellikleri

Ebu Cafer’in (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kur’an okuyucuları üç kısma ayrılır: Birinci grup; Kur’an okuma karşılığında dünya malını elde eden, yaptığı kıraatla yöneticileri sağan ve insanlara karşı üstünlük taslayanlar. İkinci grup; Kur’an okuyup harflerini ve lafızlarını koruduğu halde Kur’an’ın hududunu gözetmeyenler[22] ve onu bir su fincanı gibi kullananlar, Allah bu tür Kur’an hamillerini çoğaltmasın. Üçüncü grup ise; Kur’an okuyan, Kur’an’dan aldığı ilacı, kalbindeki hastalığa süren, gecesini Kur’an’la seherleyen, gündüzünü ona susayarak geçiren, mescitlerde onu yaşatan ve geceleyin onu tilavet etmek için yatağından kalkanlar. İşte Aziz ve Cebbar olan  Allah bunlar sayesinde belaları defeder, bunlar sayesinde düşmana karşı yardımda bulunur ve bunların yüzüsuyu hürmetine göklerden yağmur yağdırır. Allah’a yemin olsun ki; bu tür Kur’an okuyucuları, kırmızı kibritten daha az bulunur!”[23]

Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Ey Kur’an okuyucusu, Kur’an’la tevazuuda bulun ki, Allah da seni Kur’an’la yüceltsin. Kur’an’la üstünlük taslamaktan sakın, yoksa yüce Allah seni düşürecektir. Ey Kur’an okuyucusu, Allah için Kur’an’la süslen ki Allah da seni Kur’an’la süslesin. İnsanlar için Kur’an’la süslenme, yoksa Allah seni Kur’an’la rezil edecektir.”[24]

12.               Kur’an’ı Anlama, Peygamberliğe Yakın Bir Mertebedir

Allah Resulü’nün (s.a.a) bir hadiste şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kuşkusuz Kur’an’ı hatmeden kişi, peygamberliği her iki yanı arasına almıştır, ama kendisine vahiy indirilmez.”[25]

13.               Kur’an Okumanın En İyi Yolu, Düzensiz Bir Şekilde Sureleri Okumak Değil, Baştan Başlayıp Sonuna Kadar Okumaktır

Zuhri’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ali b. Hüseyin’e (a.s) dedim ki: ‘hangi amel daha faziletlidir?’ Buyurdu ki: ‘الحالّ المرتحلDedim ki: ‘الحالّ المرتحل’ ne demek?’ Buyurdu ki (a.s): ‘Kur’an’ı açıp baştan sona kadar okumaktır. Başa her döndüğünde sonuna doğru hareket eder.’”[26]  

Nihayetu’l-Suel’de şöyle gelmiştir: “Hangi amel daha faziletlidir?’ Buyurdu ki: ‘الحالّ المرتحلDenildi ki: ‘o ne demek?’ Buyurdu ki: ‘Hatmeden ve başlayandır ki, Kur’an’ı açıp baştan sona kadar okur daha sonra ara vermeden tekrar baştan başlar.” Bir menzile ulaşıp konaklayan, daha sonra başka bir yolculuğa kulaç atıp yeniden yolculuğa başlayan yolcuya benzetilerek bu isim verilmiştir. Mekke ehlinin kiraati bu şekildedir. Onlar, Kur’an’ı okuyup hatmettikleri zaman tekrardan baştan başlarlar ve Fatiha suresi ile Bakara suresinin başındaki ilk beş ayetini yani: [هُمُ الْمُفْلِحُونَ]  ayetini de okuduktan sonra dururlar ve böyle yapanlara الحالّ المرتحل derler. Yani, Kur’an’ı hatmetti ve araya zaman koymadan tekrar baştan başladı.

Bu anlama benzer bir anlamda İmam Sadık’tan (a.s) şöyle bir hadis rivayet edilmiştir: denildi ki: Ey Allah Resulü’nün (s.a.a) evladı, kim daha hayırlıdır? Buyurdu ki: “الحالّ المرتحلdenildi ki: Ey Allah Resulü’nün (s.a.a) evladı, الحالّ المرتحل ne demektir? Buyurdu ki (a.s): “Kur’an’ı okuyup hatmeden, başlayıp bitirendir. Onun Allah nezdinde kabul edilir bir duası vardır.”[27]

14.               Kur’an’ı Çokça Okuma Tavsiyesi

Allah Resulü (s.a.a) Ali’ye (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurur: “Her hal ve durumda Kur’an oku.”[28]

15.               Kur’an Okumanın Sevabı

İmam Sadık’tan (a.s) rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Kur’an okuyunuz, kuşkusuz cennet dereceleri Kur’an ayetleri sayısıncadır. Kıyamet günü geldiğinde Kur’an tilavetinde bulunan kişiye şöyle denir: oku ve yüksel. Okuduğu her ayetle bir derece yükselir.”[29]

Ebu Cafer’in (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: ‘Bir gecede 10 ayet okuyan kişi, gafillerden yazılmaz, 50 ayet okuyan kimse, zakirlerden yazılır, 100 ayet okuyan kimse, kanitinlerden yazılır, 500 ayet okuyan kimse, müçtehitlerden yazılır, 1000 ayet okuyan kimseye, on beş binin kantar ve kantar katı miskal altın (elli bin) yazılır ki her miskali 24 kırattır, en küçüğü Uhut dağı, en büyüğü ise yer ve gök arası kadardır.”[30]

16.               Kur’an’dan Öğrenilenin Korunması ve Unutkanlığa Neden Olacak Şekilde Terk Edilmemesinin Zorunluluğu

Yakubu’l- Ahmar’ın şöyle dediği rivayet edilir: “Ebu Abdullah’a (a.s) dedim ki: çok borcum var, bunun verdiği sıkıntılardan ötürü Kur’an’ı unutmak üzereyim. Bunun üzerine Ebu Abdullah (a.s) şöyle buyurdu: ‘Kur’an, Kur’an! Zira Kur’an’ın bir ayet ve suresi kıyamet gününde sana gelecek ve – cennette - 1000 derece yükselerek sana, eğer beni ezberleseydin, seni buraya çıkaracaktım, diyecek.”[31]

Derim ki: daha önce de dediğim gibi Kur’an’ı ezberleme manevi koruma demek olup sınırlarını ve anlamını korumak, emir ve yasaklarına uymak anlamındadır.

17.               Abdestli Tilavetin Müstehap Oluşu

Muhammed b. Fuzayl’dan Ebu Hasan’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: O’na, Kur’an okuduğumu, daha sonra idrar ihtiyacı hissettiğimi, bunun üzerine kalkıp bevl ettikten sonra temizlendiğimi ve gelip Kur’an okumaya devam ettiğimi söyleyerek hükmünü sordum. Buyurdu ki (a.s): “Hayır, namaz için abdest almayana dek bunu yapma.”[32]

İmamlardan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Kur’an okuyucusu namazda kıyamdayden okuduğu her harf için 100 hasene, otururken okuduğu her harf için 50 hasene, namaz dışında abdestliyken okuduğu her harf için 25 hasene, abdestsizken okuduğu her harf için ise 10 hasene vardır. Ben المر (Elif, Lam, Mim, Ra) için 10 hasene var demiyorum, aksine Elif için 10, Lam için 10, Mim için 10 ve Ra için 10 hasene olduğunu söylüyorum.”[33]

18.               Tilavet Ederken İstiaze Okumanın Müstehap Oluşu

Halebi, Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet eder: Kendisine, her surenin başında şeytandan Allah’a sığınmanın (istiaze) gerekliliği hakkında sordum.  Şöyle buyurdu (a.s): “Evet, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”[34]

Müminlerin Emiri’nden (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “İstiaze, yüce Allah’ın, şu sözüyle: [فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ]  Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.[35] kullarına, Kur’an okurlarken söylemelerini emrettiği bir emirdir. Her kim yüce Allah’ın terbiyesi ile terbiyelenirse, bu onu, ebedi kurtuluşa götürecektir.”[36]

19.               Kur’an Allah’ın Ahdidir, Bu Yüzden Bir Müslüman Günlük Olarak Okumalı

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Kur’an, yüce Allah’ın, kulları ile arasındaki bir ahittir. Müslüman kimsenin, verdiği bu ahde değer vermesi ve her gün Kur’an’dan elli ayet okuması gerekir.”[37]

Derim ki: Basit bir hesaplama ile, bir müminin yılda en az 3 kez Kur’an’ı tamamlayıp hatmetmesi gerektiği sonucuna varırız, çünkü Kur'ân'daki ayetlerin sayısı altı binden fazladır ve buna göre 120 gün yani 4 ay sürmektedir. Tabi, Ramazan ayındaki çifte çabadan bağımsız olarak hesaplanırsa.

20.               Kur’an Ayetleri Birer Hazinedir ve Bütününden İstifade Etmek Gerekir

Ali b. Hüseyin’in (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kur’an ayetleri birer hazinedir, her bir hazine açıldığında, sana, içinde bulundurduğuna bakıp istifade etmen yaraşır.”[38]

21.               Evlerde Kur’an Okumanın Müstehap Oluşu

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: ‘İçinde Kur’an okunan ve yüce Allah azze ve cellenin zikredildiği evlerin bereketleri çoğalır, melekler orada hazır bulunur, şeytanlar oradan kaçar ve yıldızların yeryüzündekilere parıldaması gibi gök ehline parıldar. İçinde Kur’an okunmayan ve yüce Allah azze ve cellenin zikredilmediği evlerin bereketi azalır, melekler oradan kaçar ve şeytanlar oraya doluşur.”[39]

22.               Geçim ve Rızık Peşinde Olma, Kur’an Okumaya Devam Etmeyi Engellememeli

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Ticaret, pazarda ticaretle meşgul olan bir tüccarı, eve döndüğünde yatmadan önce Kur'ân’dan bir sure okumaktan alıkoymamalı, zira okuduğu her ayet için kendisine on hasene yazılır ve on günahı da silinir.”[40]  

23.               Okuduğunu Ezberden Bilse Bile, Kur’an’a Bakarak Yüzünden Okumanın Müstehap Oluşu

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Kur’an’ı yüzünden okuyan kimsenin gözünün nuru artar kafir bile olsalar, anne babasının azabı hafifler.”[41]

Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kur’an’a bakarak yüzünden okumak kadar şeytana ağır gelen bir şey yoktur.”[42]

Başka bir hadiste ise şöyle buyurur (s.a.a): “Okumadan sadece Kur’an’a bakmak bile ibadettir.”[43]

Diyorum ki: Bu, iyi okuyamayan birinin yapacağı en düşük iştir, aksi takdirde Kur’an’ı dinlemesi gerekir.

İshak b. Ammar Ebu Abdullah’tan (a.s) şöyle rivayet eder: Kendisine dedim ki; sana kurban olayım, ben Kur’an’ı ezbere biliyorum, bu şekilde ezberden okumam mı daha faziletli yoksa Mushaf’a bakarak okumam mı? Buyurdu ki (a.s): “Mushaf’a bakarak okuman daha faziletli, sen, Mushaf’a bakmanın ibadet olduğunu bilmez misin?”[44]

24.               Kur'an'ın Bir Nüshasının Evde Olmasının Müstehap Oluşu

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Yüce Allah’ın onunla şeytanları kovduğu bir nüsha Mushaf’ın evde bulunması benim hoşuma gider.”[45]

25.               Tertil ile Okunmasının Müstehap, Acele Okumanın ise Mekruh Oluşu

Abdullah b. Süleyman şöyle rivayet ediyor: Ebu Abdullah’a (a.s) yüce Allah azze ve cellenin şu sözü ile ilgili sordum: [وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلاً] Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.[46] Buyurdu ki (a.s): “Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: ‘apaçık bir şekilde ve net okunarak beyan edilir, bir şiir veya düz bir metin gibi okumaz, aksine katı kalplerinize hitap edip değdirilir. Biriniz Kur’an okuduğunda, bir an önce sureyi bitirme telaşında olmasın.”[47]

Yüce Allah’ın şu sözünün; [الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاَوَتِهِ]  Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar.[48] Tefsiri ile ilgili İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Gereği gibi okumak; cennet ve cehennem bahsi geçtiği yerlerde duraksayıp birincisine nail olma, ikincisinden kurtulma niyazında bulunmadır.”[49]

İmam Sadık’tan (a.s) rivayet edilen bir hadiste şöyle buyrulur: “Kuşkusuz Kur’an, hızlı ve acele bir şekilde okunmaz, bilakis ağır ağır, tane tane okunur. Cennet bahsi geçen bir ayet okuduğunda, orada dur ve yüce Allah’tan cenneti iste, cehennem ve ateş bahsi geçen bir ayet okuduğunda orada dur ve ondan yüce Allah’a sığın.”[50]

26.               Sanki Bir Kişiye Hitap Ediyormuş Gibi Okumanın Müstehap, Mutasavvufların Yaptığı Baygınlık ve Kendini Kaybetmenin ise Haram Oluşu

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiş: “Doğrusu Kur’an hüzünle inmiştir, sen de onu hüzünlü oku.”[51]

Hafs’ın şöyle dediği rivayet edilmiş: Musa b. Cafer’den (a.s) daha fazla korkan ve ondan daha fazla ümit besleyen birini görmedim. Kur’an okuduğu zaman hüzünlü ve sanki bir kişiye hitap ediyormuş gibi okuyordu.[52]

Cabir, Ebu Cafer’den (a.s) şöyle rivayet eder: dedim ki: bazıları Kur’an’dan herhangi bir şey okuduklarında veya ondan bahsedildiğinde kendinden geçerler, öyle ki; eğer o durumda onlardan birinin her iki eli veya her iki ayağı kesilse bile, farkına varmaz. Buyurdu ki (a.s): “Sübhanallah, bu şeytandandır. Onlara böyle (yapın) denilmedi, aksine (Kur’an okuma) yumuşaklık, incelik, gözyaşı ve korkudur.”[53]

27.               Kur’an’ı Yüksek Sesle Okumanın Müstehap Oluşu

Muaviye b. Ammar şöyle rivayet ediyor: Ebu Abdullah’a (a.s) dedim ki: bazıları seslerini yükseltmeden dua etmez ve Kur’an okumaz. Buyurdu ki (a.s): “Zararı yok, doğrusu Ali b. Hüseyin (a.s), Kur’an okumada insanların en güzel seslisiydi. Kur’an okurken ev halkının duyacağı şekilde sesini yükseltirdi. Yine Ebu Cafer (a.s) de Kur’an okumada insanların en güzel seslisiydi. Gece kalkıp Kur’an okuduğunda sesini yükseltirdi. Yolda geçen pazarcılar ve diğerleri durup kiraatine kulak verirlerdi.”[54]

28.               Kur’an’ı Müzik Gibi Okumanın Haram Oluşu

Ebu Abdullah’tan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: ‘Kur’an’ı Arap tonlamaları ve sesleriyle okuyun, sakın ola ki; fısk ehlinin ve büyük günah işleyenlerin tonlamalarıyla okumayın, zira benden sonra, Kur’an’ı şarkı söylemeye, yas tutmaya ve manastırlarda okunana benzer şekilde okuyacak insanlar gelecek. Okudukları boğazlarından aşağı inmez, onların ve onlara özenenlerin kalpleri ters yüz olmuştur.”[55]

29.               Namaz Dışında, Kur’an Okunduğunda Susmanın Ahlaken Vacip, Şeriata Göre İse Müstehap Oluşu

Abdullah b. Ebu Ya’fur Ebu Abdulah’tan (a.s) şöyle rivayet eder: dedim ki: bir kişi Kur’an okuyunca onu dinleyenlerin susup ona kulak vermeleri vacip midir? Buyurdu ki (a.s): “Evet, yanında Kur’an okunduğunda susman ve ona kulak vermen vaciptir.”[56]

Zürare’nin, Ebu Cafer’den (a.s) rivayet ettiği hadiste ise şöyle buyurulmaktadır: “İmamın arkasında cemaatle kılanan farz namazda okunan Kur’an’a kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.”[57]

30.               Ayda Bir Kez Kur’an’ı Hatmetmenin Müstehap Oluşu

Muhammed b. Abdullah şöyle der: Ebu Abdullah’a (a.s) şöyle dedim: bir gece de Kur’an hatmedilebilir mi? Buyurdu ki (a.s): “Bir aydan daha az bir sürede hatmedilmesi hoşuma gitmiyorum.”[58]

31.               Alınan Ecrin Katlanması İçin Okunan Kur’an’ın Masumlara (a.s) Hediye Edilmesinin Müstehap Oluşu

Ali b. Mugira Ebu Hasan’dan (a.s) şöyle rivayet eder: dedim ki: Fıtır günü (Ramazan bayramı) gelince Allah Resulü’ne (s.a.a) bir, Ali’ye (a.s) bir, Fatma’ya (s.a) bir, daha sonra diğer Masumların (a.s) her birisine birer olmak üzere bir hatim[59] hediye ediyorum. Sen bu makama oturduğundan beri sana da bir tane hediye ediyorum. Bunun için bana ne var? Buyurdu ki (a.s): “Bunun için senin ücretin kıyamet gününde onlarla olmandır.” Dedim ki: Allahu Ekber, benim ücretim bu mu? Buyurdu ki (a.s): “evet.” ve bunu üç kez tekrarladı.[60]     

32.               Kur’an Dinlendiğinde Ağlamanın veya Ağlamaklı Olmanın Müstehap Oluşu

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Allah Resulü (s.a.a) Ensar’dan bir grup gencin yanına vardı ve onlara şöyle buyurdu: ‘Size Kur’an okumak istiyorum, her kim ağlarsa cennete girecek.’ Daha sonra Zümer suresinin 71. ayetinden; [وَسِيقَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَى جَهَنَّمَ زُمَراً] İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. başlayıp sonuna kadar okudu. Orada bulunan gençlerden biri hariç hepsi ağladı. Bunun üzerine genç şöyle dedi: Ey Allah’ın Resulü (s.a.a), ağlamaklı oldum ama gözlerimden yaş akmadı. Allah Resulü (s.a.a) bu sefer şöyle buyurdu: ‘Okuduklarımı tekrar edeceğim, her kim ağlamaklı olursa cennete girecek.’ Daha sonra onlara aynı ayetleri tekrar okudu, gençler ağladı ve o genç de ağlamaklı oldu, böylece hepsi cennete girdi.”[61]

33.               Bütün İlimler Kur’an’da

İmam Ali’ye (a.s) şöyle sorulduğu rivayet edilmiş: yanınızda vahiyden herhangi bir şey var mı? Buyurdu ki (a.s): “Tohumu yaran ve havayı temizleyen Allah’a yemin olsun ki hayır, ancak yüce Allah’ın bir kuluna kendi kitabından bir kavrama vermesi hariç!”[62] 

İbrahim b. Abbas şöyle der: İmam Rıza’ya (a.s) sorulan ve yanıtını bilmediği bir soru görmedim. Geçmişten kendi zamanı ve dönemine kadar meydana gelenler hakkında O’ndan (a.s) daha bilgilisini görmedim. Me’mun, O’nu (a.s) her konuda sınava tabi tutardı ve O (a.s) yanıtlardı. Bütün konuştukları, verdiği yanıtları ve getirdiği örneklerinin hepsi Kur’an’dan alıntıydı.[63]

Nehcu’l Belaga’da şöyle gelmiştir: “Bu Kur'an'dır, onu konuşturmaya çalışın; ama o konuşmaz. Lakin ben ondan haber vereyim size; geleceğin bilgisi, geçmişe ait haberler, derdinizin ilacı, aranızdaki dü­zenin gerektirdiği her şey ondadır.”[64]

34.               Kur’an Her Derdin Devası

Ebu Abdullah’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Ölü bir adamın üzerinde yetmiş kez Fatiha suresi okunsa ve ölü canlanıp ayaklansa şaşırtıcı olmaz.”[65]

35.               Kur’an Kalbin Cilası

Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş: “Kuşkusuz demirin paslanması gibi bu kalpler de paslanır ve onların cilası Kur’an’dır.”[66]

36.               Ramazan Ayında Çokça Okunması

Ebu Cafer’den (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: “Her şeyin bir baharı vardır, kuşkusuz Kur’an’ın da baharı Ramazan ayıdır.”[67]

Ali b. Hamza şöyle der: Ebu Abdullah’ın (a.s) yanına vardım, Ebu Basir O’na (a.s) şöyle sordu: kurban olduğum, acaba Kur’an Ramazan ayında bir gecede okunabilir mi? Buyudu ki (a.s): “Hayır.” Dedi ki: iki gecede okunabilir mi? Buyurdu ki (a.s): “Hayır.” Dedi ki: üç gecede okunabilir mi? Buyurdu ki (a.s): “İşte böyle.” ve eliyle işaret etti. Daha sonra şöyle buyurdu (a.s): “Ey Ebu Muhammed, Ramazan ayının diğer aylara benzemeyen bir hakkı ve hürmeti vardır.”[68]

Allah Resulü (s.a.a), Şaban ayının son Cumasında verdiği hutbede şöyle buyurmaktadır: “Kim bu ayda – Ramazan ayında – Kur’an’dan bir ayet okursa, diğer aylarda hatim indirenin sevabı kadar sevap alır.”[69]

37.               Kur’an Tilavetinin Gerektiği Gibi Yapılması

Yüce Allah’ın şu sözünün: [الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاَوَتِهِ] Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar.[70] tefsiriyle ilgili İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Ayetlerini ağır ağır ve tane tane okurlar, onları anlarlar, hükümlerini bilirler, vaadini umarlar, tehditlerinden korkarlar, kıssalarından ibret alırlar, emirlerini yerine getirirler ve yasaklarından uzaklaşırlar. Allah yemin olsun ki; bu, Kur’an’ın ayetlerini ezberlemek, harflerini, tilavetini  ve surelerini ders vermek, ondalığını ve beşteliğini öğretmek anlamında değildir, zira harflerini muhafaza ediyorlar ama sınırlarını çiğniyorlar. Bilakis ayetlerinde tedebbür etmek ve ahkamıyla amel etmek gerekir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: [كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ] Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.”[71]

38.               Alimler Kur’an’a Doymaz

Allah Resulü (s.a.a), Kur’an’ı nitelendirdiği hadiste şöyle buyuruyor: “O, Yüce Allah’ın sapasağlam ipidir. O, hikmetli zikirdir. O dosdoğru yoldur. O, tutkuların vazgeçmediği, alimlerin doymadığı, dillerin söylemekten usanmadığı, reddedilmeyen ve harikaları bitmeyen bir kitaptır. O’nu konuşan, doğru söylemiş, O’nunla hükmeden, adalet etmiş, O’nunla amel eden sevap kazanmış ve O’na davet edilen, dosdoğru yola hidayet olmuştur.”[72]

39.                  Nehcu’l-Belaga’da Kur’an

“Kur'an'ı öğrenin, çünkü o sözlerin en güzelidir. Onda anlayışınızı derinleştirip kavrayışınızı genişletin. Çünkü o gönüllerin baharıdır, nuruyla şifa bulun, zira o göğüslere şifasıdır. Onu en güzel okuyuşla okuyun. Çünkü o kıssaların en faydalısıdır. İlmi dışında amel eden âlim; cehaletten uyanmayan, tereddüt içinde şaşırıp kalan cahile benzer. Ama onun aleyhindeki hüccet daha büyük, onun pişmanlığı en derin pişmanlıktır. Allah katında en fazla kınanacak olan da odur.”[73]

40.               İmam Seccad’ın Kur’an Hatminden Sonra Okuduğu Dua

اللهم إنك أعنتني على ختم كتابك الذي أنزلته نوراً وجعلته مهيمناً على كل كتاب أنزلته وفضلته على كل حديث قصصته وفرقاناً فرقت بين حلالك وحرامك وقرآناً أعربت به عن شرايع أحكامك وكتاباً فصّلته لعبادك تفصيلاً ووحياً أنزلته على نبيك محمد صلواتك عليه وآله تنزيلاً وجعلته نوراً نهتدي من ظلم الضلالة والجهالة باتباعه وشفاء لمن أنصت بفهم التصديق إلى استماعه وميزان قسط لا يحيف عن الحق لسانه، ونور هدى لا يطفأ عن الشاهدين برهانه وعلم نجاة لا يضل من أمَّ قصد سنته، ولا تنال أيدي الهلكات من تعلق بعروة عصمته، اللهم فإذا أفدتنا المعونة على تلاوته، وسهلت حواسي ألسنتنا بحسن عبارته، فاجعلنا ممن يرعاه حق رعايته، ويدين لك باعتقاد التسليم لمحكم آياته، ويفزع إلى الإقرار بمتشابهه وموضحات بيّناته، اللهم إنك أنزلته على نبيك محمد صلى الله عليه وآله مجملاً، وألهمته علم عجائبه مكملاً وورثتنا علمه مفسراً وفضلتنا على من جهل علمه، وقويتنا عليه لترفعنا فوق من لم يطق حمله، اللهم فكما جعلت قلوبنا له حملة وعرفتنا برحمتك شرفه وفضله، فصل على محمد الخطيب به، وعلى آله الخزّان له، واجعلنا ممن يعترف بأنه من عندك، حتى لا يعارضنا الشك في تصديقه، ولا يختلجنا الزيغ عن قصد طريقه، اللهم صلّ على محمد وآله واجعلنا ممن يعتصم بحبله، ويأوي من المتشابهات إلى حرز معقله، ويسكن في ظل جناحه، ويهتدي بضوء صباحه، ويقتدي بتبلج أسفاره، ويستصبح بمصباحه ولا يلتمس الهدى في غيره، اللهم وكما نصبت به محمداً عَلَماً للدلالة عليك وأنهجت بآله سُبل الرضا إليك، فصلّ على محمد وآله، واجعل القرآن وسيلة لنا إلى اشرف منازل الكرامة، وسُلّماً نعرج فيه إلى محل السلامة وسبباً نجزي به النجاة في عرصة القيامة، وذريعة نقدم بها على نعيم دار المقامة، اللهم صل على محمد وآله، واحطط بالقرآن عنا ثقل الأوزار، وهب لنا حسن شمائل الإبرار، واقف بنا آثار الذين قاموا لك به آناء الليل وأطراف النهار، حتى تطهرنا من كل دنس بتطهيره، وتقفوا بنا آثار الذين استضاؤوا بنوره، ولم يلْههم الأمل عن العمل فيقطعهم بخدع غروره، اللهم صل على محمد وآله، واجعل القرآن لنا في ظلم الليالي مؤنساً، ومن نزعات الشيطان وخطرات الوساوس حارساً، ولأقدامنا عن نقلها إلى المعاصي حابساً، ولألسنتنا عن الخوض في الباطل من غير ما آفة مخرساً، ولجوارحنا عن اقتراف الآثام زاجراً، ولما طوت الغفلة عنا من تصفح الاعتبار ناشراً، حتى توصل إلى قلوبنا فهم عجائبه، وزواجرَ أمثاله التي ضعفت الجبال الرواسي على صلابتها عن احتماله، اللهم صل على محمد وآله وأدم بالقرآن صلاح ظاهرنا، واحجب به خطرات الوساوس عن صحة ضمائرنا واغسل به درن قلوبنا، وعلائق أوزارنا، واجمع به منتشر أمورنا وارو به في موقف العرض عليك ظمأ هواجرنا، واكسنا به حلل الأمان يوم الفزع الأكبر في نشورنا، اللهم صل على محمد وآله، واجبر بالقرآن خلتنا من عدم الإملاق، وسق به ألينا رغد العيش خصب سعة الأرزاق وجنبنا به الضرائب المذمومة، ومداني الأخلاق، واعصمنا به من هوة الكفر ودواعي النفاق، حتى يكون لنا في القيامة إلى رضوانك وجنانك قائداً، ولنا في الدنيا عن سخطك وتعدي حدودك ذائداً، ولما عندك بتحليل حلاله وتحريم حرامه شاهداً، اللهم صل على محمد وآله، وهوّن بالقرآن عند الموت على أنفسنا كرب السياق وجهد الأنين، وترادف الحشارج، إذا بلغت النفوس التراقي[وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ]، وتجلّى ملك الموت لقبضها من حجب الغيوب ورماها عن قوس المنايا بأسهم وحشة الفراق، وداف لها من دعاف مرارة الموت كأساً مسمومة المذاق، ودنا منا إلى الآخرة رحيل وانطلاق، وصارت الأعمال قلائد في الأعناق، وكانت القبور هي المأوى إلى ميقات يوم التلاق، اللهم صل على محمد وآله، وبارك لنا في حلول دار البلى، وطول المقامة بين أطباق الثرى، واجعل القبور بعد فراق الدنيا خير منازلنا، وافسح لنا برحمتك في ضيق ملاحدنا، ولا تفضحنا في حاضر القيامة بموبقات آثامنا، وارحم بالقرآن في موقف العرض عليك ذلّ مقامنا، وثبت به عند اضطراب جسر جهنم يوم المجاز عليها زلل أقدامنا، ونجنا به من كل كرب يوم القيامة، وشدائد أهوال يوم الطامة وبيّض وجوهنا يوم تسود وجوه الظلمة في يوم الحسرة والندامة، واجعل لنا في صدور المؤمنين وداً، ولا تجعل الحياة علينا نكداً، اللهم صل على محمد عبدك ورسولك، كما بلغ رسالتك، وصدع بأمرك ونصح لعبادك اللهم اجعل نبينا صلواتك عليه وعلى آله يوم القيامة أقرب النبيين منك مجلساً، وأمكنهم منك شفاعة، وأجلّهم عندك قدراً، وأوجههم عندك جاهاً، اللهم صل على محمد وآل محمد، وشرّف بنيانه، وعظم برهانه، وثقل ميزانه، وتقبل شفاعته وقرب وسيلته، وبيض وجهه وأتم نوره وارفع درجته، وأحينا على سنته وتوفّنا على ملته، وخذ بنا منهاجه، واسلك بنا سبيله، واجعلنا من أهل طاعته، واحشرنا في زمرته، وأوردنا حوضه، واسقنا بكأسه، وصل اللهم على محمد وآله صلاة تبلغه بها أفضل ما يأمل من خيرك وفضلك وكرامتك إنك ذو رحمة واسعة وفضل كريم، اللهم اجزه بما بلّغ من رسالاتك وأدّى من آياتك، ونصح لعبادتك، وجاهد في سبيلك، أفضل ما جزيت أحداً من ملائكتك المقربين، وأنبيائك المرسلين المصطفين، والسلام عليه وعلى آله الطاهرين ورحمة الله وبركاته.

Allah'ım! Hiç kuşkusuz, ben senin yardımınla Kitabını hatmetmeye muvaffak oldum. Sen onu, bir nur olarak indirdin; daha önce indirmiş olduğun kitapların koruyucusu/denetleyicisi, anlatmış olduğun tüm sözlerin en üstünü kıldın. Onu, helâlini haramından ayıran Furkan, hükümlerini, yasalarını açıklayan Kur'an, kulların için ayetlerini açıkladığın Kitap ve peygamberin Muhammed'e –salâvatın ona ve Âline olsun– indirdiğin Vahiy olarak niteledin. Onu, dalalet ve cehalet karanlıklarında, uyanlarına yolu aydınlatan nur; doğrulama anlayışıyla dinleyenler için şifa; dili asla haktan sürçmeyen adalet ölçüsü; tanıklar için kanıtı sönmeyen hidayet nuru ve yolunu izleyenleri sapmaya karşı koruyan, koruması altına girenleri helâk olmaktan kurtaran kurtuluş bayrağı kıldın. Allah'ım! Onu tilâvet etmekte bize yardım ettiğin, güzel ibarelerini söyleyebilmek için dilimizin düğümlerini çözdüğün gibi, bizi ona hakkıyla riayet eden, muhkem ayetlerine teslimiyet inancıyla onu din edinen, açık ayetlerle açıklanması gereken müteşabih ayetleri ikrar ve kabul edenlerden kıl. Allah'ım! Sen onu mücmel (kapalı) olarak peygamberin Muhammed'e –Allah ona ve Âline salât etsin– indirdin; acayibinin (hayret edilecek şeylerinin) bilgisini tastamam ona ilham ettin; tefsirinin bilgisini miras olarak bize (Ehl-i Beyt) verdin; böylece bizi, onun bilgisine cahil olanlardan üstün kıldın ve bize onu taşıma gücünü vererek taşımaya güç yetiremeyenlerin üstüne çıkardın. Allah'ım! Kalplerimizi onun taşıyıcıları kıldığın, rahmetinle bizi onun yüceliği ve üstünlüğüyle tanıştırdığın gibi, onunla (insanlara) hitap eden Muhammed'e ve onun bekçileri olan Âline salât eyle ve bizleri, onun senin katından olduğunu itiraf edenlerden et ki, onu doğrulamakta kuşkuyla karşılaşmayalım, onun doğru yolundan sapmayalım. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve bizi onun (Kur'an'ın) ipine sarılanlardan, müteşabih ayetlerinden sağlam kalesine (muhkem ayetlerine) sığınanlardan, kanadının gölgesinde oturanlardan, sabahının aydınlığıyla yolu bulanlardan, ışığının parıldamasına uyanlardan, lambasıyla aydınlananlardan ve hidayeti ondan başkasında aramayanlardan eyle. Allah'ım! İnsanları sana doğru yöneltmek için Kur'an vasıtasıyla Muhammed'i bir bayrak olarak diktiğin, Âline (Ehl-i Beytine) de sana götüren hoşnutluk yollarını bildirdiğin gibi, Muhammed ve Âline salât eyle ve Kur'an'ı bizler için saygınlık menzillerinin en şereflisine ulaşma vesilesi, selâmet mahalline yükselme merdiveni, kıyamet sahnesinde kurtuluş sebebi ve ebediyet yurdunun nimetlerine kavuşma aracı kıl. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve Kur'an vasıtasıyla günahların ağırlığını üzerimizden indir; iyilerin güzel huylarını bize ver; bizi gece saatlerinde ve gündüzün uçlarında senin rızanı kazanmak için onu (Kur'an'ı) ayakta tutanları izlemeye muvaffak eyle. Böylece bizi, onun temizlemesiyle tüm pisliklerden temizle; nuruyla aydınlanan ve arzulara kapılmayarak amelden geri kalmayanlardan eyle. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve gecelerin karanlıklarında Kur'an'ı bize munis kıl. Onunla bizi, Şeytan'ın dürtmelerinden, vesveselerin itmelerinden koru; adımlarımızın günahlara doğru atılmasına, dilimizin batıla dalmasına, uzuvlarımızın günah işlemesine engel ol ve gafletin dürdüğü ibret sayfalarını aç. Böylece bizi, onun sarp ve köklü dağların bile taşıyamadıkları acayibini (ilginç gerçeklerini) ve (insanları kötülüklerden) menedici kıssalarını anlamaya muvaffak eyle. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve Kur'an'la dışımızın iyi görünümünü sürekli kıl; vesveselerin içimizin sağlığını bozmasına engel ol; kalplerimizin kirini ve günahlara bağlılığımızı gider; dağınık işlerimizi bir araya topla; her şeyin sana sunulduğu mahşerde, günün en sıcak saatlerinin susuzluğunu bizden gider ve büyük korku (kıyamet) günü kabirlerden çıkarıldığımız zaman güven elbiselerini bize giydir. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve Kur'an'la yoksulluğumuzu gider; rızkımızı bol et ve bizleri refaha kavuştur. Onunla bizleri kınanmış huylardan ve kötü ahlâktan kaçındır; küfrün derin kuyusundan ve nifaka yol açan şeylerden koru ki, kıyamette bizleri senin hoşnutluğuna ve cennetlerine götürsün; dünyada gazabından ve sınırlarını aşmaktan korusun ve katındaki helâlleri helâl, haramları haram kabul ettiğimize tanık olsun. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve ölüm vaktinde, canlar "köprücük kemiğine dayandığı ve 'kimdir kurtarıcı?' dendiği"[74] ölüm meleği, canları almak için gayb perdelerinin arkasından çıkıp, ölüm yayından ayrılık oklarını fırlattığı; canlara, tatmaları için, anında öldüren ölüm zehrinden bir kadeh sunduğu; ahirete göçmemiz yaklaşıp, amellerimiz boyunlarımıza bağlandığı ve buluşma günü gelip çatıncaya kadar kabirlere sığınmaktan başka çare kalmadığı zaman Kur'an'la, can verme üzüntüsünü, inleme zorluğunu ve can çekişme hırıldamalarını bizlere kolaylaştır. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve yıpranma evine (kabre) girişimizi ve toprak katmanları arasında uzun süre kalışımızı bize kutlu eyle. Dünyadan ayrıldıktan sonra, kabirleri, konaklayacağımız yerlerin en iyisi kıl; rahmetinle kabirlerimizin dar oyuğunda yerimizi geniş et ve helâk edici günahlarımız sebebiyle kıyametteki kalabalığın önünde bizi rüsva etme. Her şeyin sana sunulduğu gün, Kur'an hürmetine yerimizin horluğuna acı; cehennem köprüsünün üzerinden geçerken köprü sallandığında, sürçmeye karşı ayaklarımızı sabit kıl; tekrar dirilmeden önce kabirlerimizin karanlığını aydınlığa dönüştür; bizleri kıyamet gününün üzüntülerinden, felâket gününün şiddetli korkularından kurtar; pişmanlık ve üzüntü gününde zalimlerin yüzleri karardığı zaman bizim yüzümüzü ağart; inananların gönüllerinde bizim için bir sevgi oluştur ve yaşamı bizlere zorlaştırma. Allah'ım! Kulun ve resulün Muhammed, senin elçiliğini ilettiği, emrini haykırdığı ve kullarına öğüt verdiği gibi, sen de ona salât eyle. Allah'ım! Kıyamet günü peygamberlerin içinde bizim Peygamberimizi –salâvatın ona ve Âline olsun– mevkice sana en yakın olan, en çok şefaat etme hakkına sahip bulunan, katında en kadri yüce ve nezdinde en çok sayılan peygamber kıl. Allah'ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve kurucusu olduğu dini yücelt; kanıtını (Kur'an'ı) ulula; terazisini ağır et; şefaatini kabul buyur; katındaki itibarını artır; yüzünü ak et; nurunu tamamla ve derecesini yükselt. Bizleri de onun sünneti üzere yaşat; dini üzere öldür; apaçık yoluna sevk edip izinde yürüt; ona itaat edenlerden kıl; grubunun içerisinde haşreyle; havuzunun başında ona konak et ve kadehiyle kana kana ondan bize içir. Allah'ım! Muhammed ve Âline salât eyle; bir salât ki onu; lütuf, kerem ve ihsanından umduğu en üstün makama ulaştırsın. Kuşkusuz sen, geniş rahmet ve büyük lütuf sahibisin. Allah'ım! Mesajlarını iletmesinin, ayetlerini ulaştırmasının, kullarına öğüt vermesinin, yolunda cihat etmesinin karşısında, mukarrep meleklerine ve seçilmiş mürsel peygamberlerine verdiğin en üstün mükâfatı ona ver. Ve selâm ve Allah'ın rahmet ve bereketleri, ona ve onun tertemiz Âline olsun.”[75]



[1]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 1, h. 4.

[2]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 1, h. 5.

[3]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 1, h. 6.

[4]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 1, h. 15.

[5]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 1, h. 11.

[6]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 1, h. 16.  

[7]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 5, h. 1.

[8]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 2, h. 3.

[9]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 3, h. 3.

[10]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 3, h. 2.  

[11]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 3, h. 6.   

[12]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 3, h. 6.

[13]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 4, h. 1.    

[14]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 5, h. 3.    

[15]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 5, h. 3.     

[16]. Biharu’l-Envar, c. 82, s. 20. 

[17]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’t-Tahare, Ebvab-u Salati’l-Cenaiz, b. 57, h. 5.

[18]. Camiu Ehadisu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Ziyaretu’l-Kubur, b. 2. İçinde 10 adet hadis bulunmaktadır.

[19]. Kafi, c. 2, s. 604.

[20]. Nehcu’s-Saada, c. 7. S. 223. 

[21]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Ahkami’l-Mescit, b. 3, h. 3. 

[22]. Onlar, kendileri tarafından konulan tecvit kurallarına tam olarak riayet ederek Kur’an okuyan ama Kur’an’ın anlamını atlayanlardır.

[23]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 8, h. 3.

[24]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 8, h. 1. 

[25]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 11, h. 18 

[26]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 11, h. 2.

[27]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 11, h. 8. 

[28]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 11, h. 1. 

[29]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 11, h. 10. 

[30]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 17, h. 2.

[31]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 12, h. 3.

[32]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 13, h. 1.

[33]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 13, h. 3.

[34] . Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 14, h. 2.  

[35]. Nahl, 98. 

[36]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 14, h. 1.   

[37]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 15, h. 1.   

[38]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 15, h. 2.   

[39]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 16, h. 2.    

[40]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 11, h. 6.     

[41]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 19, h. 1.     

[42]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 19, h. 2.     

[43]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 19, h. 6.     

[44]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 19, h. 4.

[45]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 20, h. 1.

[46]. Müzzemmil, 4. 

[47]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 21, h. 1.

[48]. Bakara, 121. 

[49]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 27, h. 7. 

[50]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 27, h. 3.   

[51]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 22, h. 1.   

[52]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 22, h. 3.

[53]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 25, h. 1. 

[54]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 23, h. 2.  

[55]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 24, h. 1.    

[56]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 26, h. 4.   

[57]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 26, h. 5.   

[58]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 27, h. 1.    

[59]. Ramazan ayında okuduğu. 

[60]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 28, h. 1.     

[61]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 29, h. 1. 

[62]. Safi Tefsiri, c. 1, s. 39. Daha önce, kaynaklarıyla ilgili olarak Amme yoluyla geldiği ifade edildi. 

[63]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 27, h. 6.  

[64]. Nehcu’l-Belaga, 158. Hutbe. 

[65]. Kafi, c. 2, s. 624. 

[66]. İrşadu’l-Kulup, s. 78. 

[67]. Sevabu’l-A’mal, c. 1, s. 129. Bab-u Sevab-u Kıraati’l-Kur’an. 

[68]. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’s-Salat, Ebvab-u Kıraati’l-Kur’an Velev Fi Gayri’s-Salat, b. 27, h. 3.    

[69]. Uyun-u Ahbaru’r-Rıza, s. 162. 

[70]. Bakara, 121. 

[71]. Sad, 29. 

[72]. Sunen-i Daremi, c. 2, s. 435. Kitab-u Fezailu’l-Kur’an. Buna benzer bir hadis, Şia kitaplarında da bulunmaktadır.

[73]. Necu’l-Belaga, 110. Hutbe. 

[74]. Kıyamet, 26-27.  

[75]. Sahife-i Seccadiye, İmam Seccad’ın Kur’an hatminden sonra okuduğu dua.