RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADI İLE
TAKLİT MERCÎ AYETULLAH EL-UZMÂ ŞEYH MUHAMMED EL-YÂ’KÛBÎ’NİN KISACA HAYATI
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
el-Yâ’kûbî ailesi, Şeyh Muhammed b. Musa b. Muhammed Ali b. Yakup b. Hacı Cafer ile başlar.
Hacı Cafer, Necef şehrinin tanınmış simalarından, büyük âlim ve müçtehitlerin güvenilir bulduğu şahsiyetlerden birisidir. Merhum Şeyh Musa [1243 hicri] [iki devletin arasını bulan] lakabıyla tanınan Şeyh Cafer Kaşifû’l Ğitâ’nın oğludur. Musa, Necef şehrinin Vehhabi’lerin saldırısından korunması için kale yapılmasında emin/güvenilir kişi olarak seçilmiş/telakki edilmiştir.[1] Yakubi hanedanın soyları Ensar kabilelerinden Evs Kabilesine ulaşmaktadır.[2]
Merhum Şeyh Musa el-Yâ’kûbî (r.a)

Merhum Şeyh Muhammed Ali el’Yâ’kubî (r.a)
Ayetullah Şeyh Muhammed el-Yâ’kubî, 1960 yılında Hz. Muhammed’in [s.a.a] mübarek doğum gününde Necef şehrinde dünyaya gözlerini açtı.[3] O, hatip ve edebiyat ilmiyle tanınmış bir kimse idi ve inançlı bir ailede doğup ve büyümüştü. Onların bazılarının isimleri büyük âlimler ansiklopedisinde zikredilmektedir.[4] Onlardan bazıları, babası [el-Îmân] dergisinin kurucusu merhum Şeyh Musa’dır. [Ö.1402 hicri] dedesi, ‘Şeyhü’l Hutabâ/Hatiplerin Şeyhi’ lakabıyla tanınan Şeyh Muhammed Ali’dir. [Ö. 1385 Hicri] anne tarafından dedesi şeyh Mehdî’dir. [Ö. 1372 hicri] dedesi Şeyh Yakup [Ö.1329 hicri], babasının vasisi büyük taklit mercî Ayetullah Seyyid Mehdi Kazvînî Ö.1300 hicri] babasının talim ve terbiyesini üstlenmiş, Merhum Şeyh Caferi Şuşteri ve Merhum Şeyh Hüseyin Kuli Hemedanî’den faydalanmıştır.
Ayetullah Yakubi, babasının Bağdat’ta toplumun dini ve siyasi önderliğini üstlenen büyük taklit mercî asrın müçtehidi Ayetullah Seyyid Muhsin el-Hekîm’in oğlu Şehit Seyyid Mehdi el-Hekîm ile birlikte çalışmak için Bağdat’a hicret etti.[5]
O çocukluk çağından beri babasının sohbetlerine katılır, dini bilgileri ondan dikkatle alır ve eve döndüğünde merhume annesine anlatırdı.
Merhum babası onun çalışkanlığını âlimler ve büyükler yanında överdi. Daha on yaşına varmadan bazı dergi ve kitapları okumaya başladı. Muhammed, henüz buluğ çağına ermeden, lise 2. sınıfa giderken [Kötülüklerin Anası İçki][6] adı altında bir kitap çalışması yapmış daha sonra ise tefsir, lügat, hadis, edebiyat ve sağlık dalında eserleri geniş bir araştırma yaparak bir eser yazmayı başarmıştır. Onun araştırma yaptığı eserler gün geçtikçe daha da derinleşiyordu.
Muhammed, büyük âlimlerin hayat ve yaşam tarzlarını okuyup araştırmayı çok severdi. Hatta babası Şeyh Musa’nın yazmış olduğu yazarlar ve âlimlerin hayatıyla ilgili [Meâ Şerîf er-Râzî Fî Dîvânîh][7] adlı eserinde babasına yardımda bulunmuştu.[8]
Bunlar Muhammedin genç yaşta marifet ve ilmi kişiliğinin göstergeleriydi,
Hicri 1392 yılında[9] okullar yaz tatiline girdiğinde Merhum Seyyid Ali el-Alevî tarafından açılan Bağdat’ın ‘el-Âbidî’ bölgesinde küçük bir ilim havzasına girdi. Merhum Ali el-Alevî ve çocukları bir yıl sonra İran’a sürgün edildiler.
Şeyh Muhammed, tahsiline Bağdat’ta İmam Cevâd Aleyhisselam özel okulunda, daha sonra Bağdat ‘Kerade eş-Şarkiyye’ okulunda devam etti. Hicri 1402 yılında[10] yüksek puanla Bağdat üniversitesi mühendislik fakültesinden mezun oldu ve şehircilik mühendisi lisans diplomasını aldı.
İran ve Irak savaşının en sıcak döneminde askerlik çağı gelmişti, İran ve ancak almış olduğu dini terbiye; zalime hizmet edip onların sancağı altına girmeği asla kabul etmemesine, canına mal olacağını bilse dahi evinde oturmayı seçmesine sebep oldu. Saddam rejiminin askerleri her yerde, özellikle Bağdat sokaklarında askerliğe gitmeyenleri halkın gözü önünde tarıyorlardı.
Şeyh Muhammed kendini okumaya, araştırmaya, düşünmeye adadı. Kalemini alarak yazmaya başladı. O dönemde kaleme aldığı eserlerden biri [Devrul-Eimme fî’l-Hayâtil-İslâmiyye][11] adlı eseridir. Bu eseri yazarken o zor ve çetin dönemde ona yardım eden kimse yoktu. Allah’ın lütufluyla gizli yollarla ve birkaç vasıtayla hicri 1405 yılında[12] Şehit Sadr-ı Sânî (II.Sadr) ile bir bağlantı yolu açıldı.[13] Bu vesileyle İslam düşüncesi, ahlak ve nefis tezkiyesi gibi konularda yazışmalar başladı. Bu yazışmalar daha sonra iki kitap halinde [Eş-Şehîdi’s-Sadri’s-Sânî kemâ araftuhu][14] ve [Kanadîlû’l-Ârifîn][15] basıldı. Merhum Şehit Sadr da bu düşünceden yola çıkarak [Mâ Verâi’l-Fıkh][16] ve [Nadratun Fî Felsefeti’l İhdas Fi’l Âlemi’l Muâsır][17] adlı eserlerini kaleme aldı.
Hicri 1409 yılında[18] İran-Irak savaşı sona erdikten sonra Şeyh Muhammed Necef’e döndü Şa’baniye intifadasının[19] şehidi Merhum Allâme Seyyid Muhsin el-Musevi el-Gureyfî’nin kızıyla evlendi. Bu iki aile arasında kız alıp vermeler yüz elli yılı aşkın çok eskilere dayanıyordu. Bu evlilikten iki erkek, beş kız evladına sahiptirler.
Şeyh Muhammed hicri 1411 yılındaki intifadaya katıldı. Kendisi, Baas rejiminin Kerbela’ya girmesiyle diğer mücahitlerle birlikte Kerbela’yı savunmak için neceften hareket ettiler.
Ancak inkılapçılar onu bazı silahsız kişilerle birlikte Necef’e geri döndürdüler ve savaşa girmesine izin vermediler. Buna karşı intifadaya katılanları destekleyen bir bildiri yayınladı ve bu bildirinin bir kısmı Hz. İmam Ali (a.s)’ın türbesinde hoparlörlerle anons edildi…
Yüce Taklit Mercî Merhum
Ayetullah Muhammed Muhammed Sadık es-Sadr (r.a)
İnkılapçılar Şehit Seyyid Sadr es-Sânî’ye hareketin lideri olarak biat ettiler. Şehit tutuklanmadan bir gün önce inkılabın öncülüğü için beş ayrı komite kurdu, Şeyh Yakubi siyasi ve iletişim komitesi başkanlığına seçildi. Ancak ertesi gün Saddam’ın özel timlerinin Necef’e saldırarak Şehit Sadr’ı gözaltına almalarından dolayı bu komiteler görevlerini devam ettiremediler.
Şeyh Muhammed, Şâ’bâniyye intifadasından sonra çok sıkıntılı ve zor bir dönem geçirirken Şaban Ayı hicri 1412 yılında[20] Merhum Ayetullah Hoî tarafından kendi evinde din âlimi elbisesi olan aba ve imâmesini [sarığını] giydi.
Şehit Sadr’ın ilk yardımcısı ve müçtehitliğinin ilan edilmesinden sonra onu destekleyen ilk kişi Ayetullah Yakubi idi. Seyyid Sadr bunu -daha sonra kayda alınmış görüşmelerinde- kendi diliyle direkt olarak beyan etmişlerdir. Ayetullah Yakubi’nin Şehit Sadr’ın yanında yer alması havzanın içinde ve dışında birçok kişinin Şehit Sadr’a dönmesini ve müçtehitliğinin yayılmasını sağlamıştır.
Bu vesileyle Şehit Sadr’dan sonra müçtehitlik makamında Şeyh Yakubi’nin ikinci kişi olduğu tanınmış oldu.
Seyit Sadr [r,a], Sadr İslam İlimleri Üniversitesi’ni kurduktan bir yıl sonra Ayetullah Yakubi’yi o üniversiteye başkan olarak atadı, bu dini üniversitenin kuruluş amacı ilim havzasıyla üniversite arasında bir ittihat ve birliktelik oluşturması içindi. Şehit Sadr bu müessesenin yönetimini ve hedeflerine ulaşmasını gerçekleştirecek kişinin Ayetullah Yakubi’den başkası olmadığının farkındaydı. Ayetullah Yakubi’nin her iki alanda söz sahibi olduğunu ve o makama tansîbini açıkça beyan etmiştir.
Şehit Sadr [r.a] onu temcit etmiştir. Bazı temcit ve övgüleri [el-Muştak İnde’l Usûliyyîn][21] ve [Kanâdîlu’l Ârifîn] kitaplarının önsözünde zikretmiştir. Şehit Sadr’ın şehadetinden tam beş ay önce 5 Cemadiyes-Sânî 1419 hicri yılında Ayetullah Yakubi’yi kendi halefi olarak tanıtmıştır. Sadr İslami ilimler üniversitesi öğrencilerine yapmış olduğu kayıtlı açıklamasında şöyle diyor:
“Şimdi diyebilirim bizim havzamızda yüce Allah bana yaşama hakkı verdiği ve onun içtihat makamı teyit edildiğinde benden sonra müçtehit olmaya tek aday, Şeyh Yakubi âlicenaplarıdır. Ve ben ondan ayrılmam.”
Ayetullah Yakubi zilkade 1419 hicri yılında Şehit Sadr’ın şehadetine kadar asla ondan ayrılmadı. Şehit olduğunda ise o korkunç ortamda ve Baas rejiminin baştan-ayağa silahlı askerlerinin gözü önünde şehidin iki oğluyla birlikte şehidin cenaze namazını kılıp defnettiler.
O, Irak’ta Şehit Sadr es-Sânî tarafından yakılan İslami Uyanış Hareketi’nin meşalesini üstlenerek, Şehidin takipçilerinden müteşekkil olan kişiler arasında özel bir ilgiyle karşılandı. Şehidin tüm faaliyetleri, özelliklede Cuma namazı Baas rejimi tarafından dağıtıldığında, Ayetullah Yakubi kendi hatıratı [cihat ve içtihat] adlı eserinde beyan ettiği gibi yeni metotları kullanmaya başlamıştır.
İLİM HAVZASINDA ALMIŞ OLDUĞU EĞİTİM
Şeyh Yakubi, yirmi yıl zarfında okumuş olduğu eserler ve büyük âlimlerin sohbetlerine katılarak elde etmiş olduğu bilgi ve kültür birikimiyle birlikte havza tahsiline Necef İslami ilimler Üniversitesinde merhum Seyit Muhammed Kelanter öncülüğünde Lüm’â şerhi ve Usul-i Muzaffer ile resmi olarak başladı. O üstün bir çabayla derslerine devam etti, en üst derecede eğitimini tamamladıktan sonra, Şehit Sadr’ın izniyle içtihat makamının başlangıcı olan Bahs-i Hâric’e başladı.
Usul-i Lafzîyye konularını Şehit Sadr’dan Şevval 1414’te[22] başlayıp Şehit Sadr’ın şehadeti olan 1419 hicriye kadar devam etmiştir. Hocasının ders notlarından müteşekkil olan bahs-i müştak [alıntılar] iki cilt olarak basılmıştır.
Daha sonra Usul-i Ameliyye konularını 1417-1421 yılları arasında Ayetullah Şeyh Muhammed İshak el-Feyyâz’dan almıştır. Fıkıh konularını ise 1415-1420 yılları arasında Ayetullah Seyyid Ali Sistani’den 1416-1418 yıllarında ise Merhum Şehit Mirza Ali Ğaravî’den alarak fıkhî konuları kaleme almıştır.
Necef Üniversitesi İlim Havzası’nda tahsiline başlayalı henüz bir yıl olmamışken genç Şeyh, diğer öğrencilere ‘Mukaddimât’ merhalesinin derslerini vermeye başladı. Seyyid Sadr’ın ‘İlmihal ve Minhacü’s Salihîn’ adlı kitaplarını delilleriyle birlikte kendi derin düşünceleriyle sunmaya başladı. O dönemde Baas rejiminin baskıları altında kaynaklara ulaşmak pekte kolay değildi. Merhum Şehit Sadr konuşmalarının birisinde, bu verdiği derslerin bizzat kendisinin Şeyh Ya’kûbî’nin a’lem (en bilgili müçtehit) olduğunun bir delili olduğunu söylemiştir. Şeyh Ya’kûbî, Şehit Sadr’ın birçok görüşlerine delil getirerek takviyede bulunmuştur.
Daha sonra mutavassıt/orta merhalenin dersleri olan Lüm’â ve Usul-i Fıkıh derslerini sonra ise Sutûh-i Âli/yüksek orta kısım yani ‘Mekasib ve Kifâye’ kitaplarının derslerini vermeye başladı. Onun dersleri katılım açısından en kalabalık derslerdendi. Onun Hz. İmam Ali’nin [a.s] türbesinde Mescidi Râ’s’ta olan ‘Kifâye’ dersine, havzanın 200’e yakın üstün/başarılı öğrencileri iştirak etmekteydiler.
Şeyh Yakubi Şaban 1427 hicri [23]yılında içtihat makamına başlangıç olan ‘Ders-i Hâriç’ derslerini vermeye başladı ve ihtilaflı konuları işlemeye başladı. Çok derin ve müçtehitler arasında ihtilaflı konuları ele alarak delilleriyle birlikte sunuyordu. Onun bu dersine, ilim havzalarının seçkin âlim ve üstatlarından olan 200’den fazla kişi iştirak ediyordu. Bu dersler, şimdiye kadar 60’dan fazla önemli başlıkta kaleme alınmış [Fıkhü’l Hilâf] adı altında basılmıştır. Şu ana kadar 12 cildi basılmış olup diğer iki cildi ise basım aşamasındadır. Bu konunun araştırılıp tartışılmasının en güzel yanı iki ilim merkezi olan Necef ve Kum’un geçmiş ve muasır büyük âlimlerinin görüşlerine başvurmaktır.
ŞEYH YAKUBİ’NİN TOPLUMSAL FAALİYETLERİ
Bu büyük müçtehit, çocukluk döneminden beri İslami hareketlere âşık birisiydi. Devamlı camilere gider vaazları dinler ve onlardan öğrendiklerini okuldaki sınıf arkadaşlarına aktarırdı.
O bu konularda yayınlanmış kitapları okurdu. Onların başında Merhum babası tarafından 60’lı yıllarda çıkarılan [el-Îmân] dergisiydi. Aynı şekilde İslam düşünürlerin eserlerinden, başta da Şehit Muhammed Bakır es-Sadr’ın [r.a] eserlerinden faydalanıyordu.
Daha sonra 1405 yılında Şehit Sadr-i Sânî ile yazışmaların başlamasıyla özel bir talim ve terbiyeye ulaşmıştı. 1408 yılında normal hayata döndüğünde Ayetullah Sadr’a katıldı.
1412 yılında Din Âlimi elbisesini giydiğinde, ilim havzası çeşitli dini faaliyetlerde bulunması için önüne ufuklar açtı. Özellikle Şehit Sadr es-Sânî’nin başlatmış olduğu harekette Şeyh Muhammed Yakubi’de bulunan direniş, basiret, metanet ve ahlakı; ilim ve amelinde görmesiyle O’nun önünü açtı. Bundan dolayı Merhum Şehit hiç tereddüt etmeden Ayetullah Yakubi’yi İslami harekette kendisine halef olarak seçti. Aynı zamanda O’nun içtihadının ilan edilmesinin zamanı geldiğini düşünerek, kendisinden sonra hareketin lideri ve içtihat makamına sahip müçtehit olarak Ayetullah Yakubi’ye uyulmasını buyurdular. [24]
Ayetullah Sadr-i Sânî’nin şehadetinden sonra alicenap şeyh, ‘cihat ve içtihat’ adlı hatıratında değindiği gibi birçok engel ve sorunlar karşısında sabır ve devamlılık göstererek kendine yeni çalışma metotları düzenleyerek İslami harekette yeni bir canlılık yarattı.[25]
Asıl vazifesi olan usul ve fıkıh dersinin yanında farklı Müçtehitlere bağlı büyük bir âlim kitlesini yanına çekmeyi başardı. Farklı münasebetlerde[26] insanların hidayet ve ıslahı ilim havzasının yükselişi için halkın rehberliğini ortaya koyarak konuşmalarda bulunuyordu. Şeyhin bu konuşmaları Baas rejiminin uykularını kaçırıyor, rejim görevlileri konuşmanın yapıldığı mekânlara gelerek halkı korkutup o toplantılara katılmalarını engelliyorlardı.
Konuşmalarının birinde, Necef emniyet Müdürü mescide girerek, dini faaliyetleri bırakıp normal derslerle meşgul olmalarını istedi.
Şeyh’in konuşmaları sesli olarak kaydedilip binlerce nüshası kasetler halinde Irak’ın farklı şehirlerinde dağıtılıyordu, halk arasında kaset devrimi diye anılıyordu. Bu kasetlerin çoğaltılıp yayılmasında sadır İslami ilimler üniversitesinin öğrencilerinin emek ve fedakârlıkları asla unutulmaz bir gerçektir.
Kuran’ın şikâyetleri[27] başlığı altında yapılan bu seri konuşmalar, Aynı şekilde [Hz. Peygamberin [s.a.a] kendisinden sonra hilafet konusundaki metodu][28] adı altında ve [Layık Olmayan Kişiler Tarafından Yönetilen Ümmetin Hüsrana Uğraması][29] gibi başlıklar altındaki konuşmaları ümmet arasında büyük bir uyanışa sebep olmuştur.
Saddam rejimi bu konuşmaların hedefinde kendilerinin olduğunu düşünüyordu.
Yüce makam sahibi bu müçtehit kendine dini bir görev olduğunu bildiği önemli konularda hemen pozisyon alırdı. Örneğin; rejimin genç kızların kimlik kartında tesettürlü fotoğraf kullanmalarını yasaklayan uygulamasına karşı durmasıydı. Bu duruşun halk arasında ciddi bir infiale yol açması sonucu rejim bu kanunu kaldırmak zorunda kalmıştı. Aynı şekilde Saddam’ın çocukları tarafından ticareti yapılan yabancı menşeli sigara ticareti veya 2003 yılında Amerika Irak’a saldırdığında Şeyh’in dik duruşu, tüm bunların hepsi halkta büyük bir uyanışa sebep oldu.
Ayetullah Yakubi’nin gençlere özel bir teveccühü vardır. Bunun için [Üniversite öğrencileri için Fıkıh][30] adlı eseri kaleme almıştır. Kısa zamanda tüm üniversiteliler arasında yayılmış, gizlice binlerce nüsha basılarak dağıtılmıştır. Aynı şekilde [İlim Havzası ve Gençler],[31] [Müslüman Çocuklara Dersler],[32] [Müslüman Gençlere Dersler][33] ve buna benzer eserler O’nun öncülüğünde basılmıştır.
Yüce Merci ’in diğer çalışmalarından bir diğeri ise bayanların eğitimi ve onların bilgilendirilmesidir.
Bu konuyla ilgili [Müslüman Kadın İlmihali],[34] [Yeni Irak’ın Yapılanmasında Kadınların Rolü],[35] [Kırk Hadiste Kadınlar],[36] [Erkeklerle Omuz Omuza],[37] [Kadınlarla İlgili Kanunların Felsefesi],[38] [Gerçeklik ve Arzular Arasında Kadınların Sözleri][39] adlı eserler kaleme alınarak basılmıştır.
Onun birçok eserinin konusu olan faaliyetlerinden bir diğeri, halk arasında yaygınlaşan birçok sapkınlıklar ve toplumsal problemler ve bunların tedavisinde uygulanacak tedavi metotları, bildiri, fetva ve vaazlarla uyarılar, topluma getirecek toplumsal, ekonomik, psikolojik ve fikirsel olumsuzluklar ve bunların tedavisi şeklinde ortaya konulmuştur. Konuyla ilgili eserlerin binlerce nüsha basılarak dağıtılması Baas rejimini endişeye sevk etmiştir. Konuyla ilgili basılan eserlerden [Zavahir İctimaiyye Münharife],[40] [Temiz Bir Topluma Doğru],[41] [Evindeki Şeytandan Korun],[42] [Aile İlmihali],[43] [Cinsellik Ve Evlilik][44] ve buna benzer 14 farklı eser yayınlanmıştır.
11 Eylül 2001 olaylarından hemen sonra batılılar tarafından Müslümanlara karşı başlatılan Medeniyetler Savaşı’ndan hemen sonra alicenaplar iki batı ve İslam medeniyetinin ve İslam medeniyetinin üstünlüğünü gösteren bir çalışma başlattılar. Bu konuyla ilgili konuşmaları [Biz ve Batı][45] adı altında basılarak birçok dile tercüme edildi.
Şeyh Yakubi’nin Saddam rejimi döneminde yaptığı çalışmalardan bir diğeri ise, okulların tatil döneminde üniversite öğrencilerine iki aylık kısa dönem Fıkıh, Ahlak, Akaid, Kuran ve İslam Maarifi dallarında dini eğitim vermekti. Bu derslere iki yüzden fazla öğrenci iştirak ettiler. Bu konunun daha geniş bilgisi, Şeyh’in hatıratı olan ‘Cihat Ve İçtihat’ kitabında detaylı bir şekilde anlatılmıştır.
MÜCTEHİTLİK
Ayetullah Yakubi İlim havzasının edep ve kurallarına uyma noktasında içtihat rütbesini ilan etmesinde biraz gecikmede bulundu. Hz. İmam Ali’nin [a.s] türbesinde Mescidi Ra’s’da, Şehid-i Sâni’nin dersini tamamlamak için ‘Kifaye’ dersine devam etmiştir. Daha sonra 1422 hicri yılında kalabalık bir gruptan ibaret olan âlim ve üstatların katılımıyla yeni bir ders serisine başlamıştır. Bu ders serisi Kifaye kitabının yazarının görüşlerini konu ederek Ayetullah Yakubi’nin usul kuralları üzere kendi müstakil görüşlerini ortaya koyduğunu göstermektedir.
Aynı şekilde ihtilaflı konular hakkında delilli görüşler sunduğu ve 1420 yılında kaleme aldığı eseri basılarak yayınlandı. Bu eser yayınlandıktan sonra Şehit Sadr’ın Ayetullah Yakubi hakkında söylediği [Şimdi diyebilirim ki bizim havzamızda içtihat makamına tek adayımız Şeyh Muhammed Ya’kûbî alicenaplarıdır. Allah bana ne kadar ömür verir bilmem ama ve Onun içtihadı teyit edilmelidir. Benden sonra müracaat edilmesi gereken Havza’daki en uygun kişidir. Ve ben ondan asla yüz çevirmem.] sözüne tam bir şekilde mutmain olmalarını sağlamıştır.
Buna rağmen Ayetullah Yakubi, içtihadının ilan edilmesinin henüz vaktinin gelmediğine inanıyordu. Dedikleri gibi içtihat şartları onda bulunduğu halde, ispat tarafı daha önemli idi.
Bundan dolayı Şehit Sadr'ın taraftarlarına sabırlı olmayı tavsiye ederdi. Taklit merciinden daha fazla İslami bir liderliğe daha fazla ihtiyaç olduğunu halkın mevcut Müçtehitlere rücu ederek görevlerini yapabileceklerini söylerdi. Şehit Sadr’ın da onun halka liderlik konusunda uymalarını daha sonra içtihatta ulaşması durumunda hem lider hem de taklit mercii olarak uymalarını tavsiye etmişti.
Merhum Sadr şöyle buyurur, [Irak halkının bir lidere ihtiyacı vardır. Bu lider müçtehit olmayabilir. Halk dini konularda bir müçtehide liderlik konusunda ise bir başkasına uyabilir.] devamında şöyle diyor; [Allah bana yaşamayı nasip eder birkaç yıl hayatta kalırsam, benim öğrencilerimin içinden ihlaslı, çalışkan, Müçtehit, iyi huylu, uzman, takvalı birilerini halkın liderliğini için aynı zamanda da içtihatta a’lem/en bilgili birilerini çıkacaktır.][46]
Tüm bu açıklamalarla birlikte Şeyh alicenaplarının o dönemde Irak İslami Hareketi’nin liderliği konusuna özel bir ilgisi vardı.
Hicri 1424 Sefer ayında Kazimeyn’de Cuma hutbelerinde Şeyh’in Müçtehitligi ilan edildi, içtihadını tasdikleyen bazı taklit mercilerinin şehadetleri yayınlandı. Ayetullah Şeyh Muhammed Yakubi’nin içtihadını onaylayan bazı taklit mercileri şunlardır;
a- Ayetullah Şeyh Muhammet Ali Gerami hazretleri,
b- Ayetullah Şeyh Muhammed Sadık Tahranî, kendisi içtihat makamı icazetini Ayetullah Hoî’den [r.a] almıştı
c- ve başka âlimler Allah ölenlere rahmet kalanlara da uzun ömürler ihsan buyursun.
Bilinçli ve seçkin kişilerin özellikle şehit Sadr es-Sânî’nin takipçilerinin onun merceiyyet makamını üstlenmesi konusunda ısrarları gün geçtikçe artıyordu. Ayetullah Yakubi onları sakinleştirerek sabırlı olmaya davet ediyordu. Bu vesileyle hassasiyet ve sorun yaratılmadan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmelerini sağlıyordu. O zaman Şehit Sadr’ın şehadetinden sonra İslami hareketin liderliği Şeyhin elindeydi, merceiyyet konusuna hedef olarak bakmıyor onu dinin ayakta durması, Ehlibeyt [a.s] öğretilerinin yayılması, insanın üstünlüğünün korunması ve hukukunun savunulması, kişiler ve toplumun yüceltilmesi ve kemale ulaşmanın bir aracı olduğuna inanıyordu. Onun için müçtehitlik görevini üstlenmeden önce ilim havzalarını destekleyip yayılmasını sağlayarak ilim ve amel sahiplerini destekleyip dini faaliyetlerin boşluklarını doldurmayı hedefliyordu. İyiliğe emredip kötülükten sakındırma yoluyla toplumu her türlü fesat ve sapmalardan koruyup İslam dininin ve Müslümanların izzet ve üstünlüğünü iyi ameller yaparak sağlamaya davet ediyordu.
Ayetullah Yakubi hicri 1427 yılında ders-i hâric eğitimini vermeye başladığında [Fıkhü’l Hilâf] eseri basıldığında onun ilmi gücü ortaya çıkınca, ilim havzasının birçok üstadı ve bilinçli müminler onun içtihat makamını üstleneceği derecede olduğunu anladılar. Bu dini konularda birçok açığın olduğu bir ortamda, İslam dininin ve Müslümanların izzetinin yüceltilmesi, Allah’a davet edebilmesi için Müçtehitlik makamını üstlenmeden mümkün değildi.
Hicri 1430 yılında ilmihal kitabını [Subuli’s-Selam] adı altında baskıya vererek müminlerin öncülüğüyle birlikte içtihatta da kendisine uymalarını sağladı. Onun asıl amacı, bu boşluğu doldurmak, ilim havzalarını İslam ülkelerinde yayıp desteklemek, ilim ve amel alanında herkese yardımcı olmaktı.
Onun derin ilmi dersleri, üstün ahlakı, güncel konulardaki aydınlatıcı konuşmaları birçok müminin kendisine uymasını sağladı. Günümüzde Necef’te Ayetullah Sistani’den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Bu durum, milyonlarca kişinin katıldığı Erbain ziyaretçileri arasında yapılan, batılı mütehassıs ve bilirkişilerden oluşan bir timin araştırma sonucudur.
Bu araştırma Hz. Abbas’ın [a.s] türbesi tarafından [el-Vichetü Kerbela][47] adıyla basılan eserde şöyle geçmektedir;
“Araştırmaya göre Ayetullah Yakubi’yi taklit edenlerin sayısı Ayetullah Sistani hariç diğer müçtehitlerin mukallitlerinden daha fazladır.”
İslam ülkelerinde Ayetullah Yakubi’nin temsilcilik ve ofislerinin açılması talepleri devam etmektedir. Bu isteklere cevap için bazılarına onay verdiler. Şu an; Kum, Meşhed, Lübnan, Suriye, Hindistan, Pakistan, Afganistan, Endonezya, Tayland, Burma, Türkiye ve 20’yi aşkın Afrika ülkesinde temsilcilik ve iletişim ofisleri bulunmaktadır.
Merhum Ayetullah Seyyid Mahmud el-Haşimî eş-Şahrûdî [r.a]
Merhum Ayetullah Seyit Mahmut Şahrudi [r.a], ona yakın iki büyük zatın anlattıklarına göre Ayetullah Yakubi’yi güçlü bir müçtehit ve geleceği parlak birisi olarak görüyordu. Kendi kontrolünde yayınlanan Ehlibeyt [a.s] Fıkhı dergisinin sorumlu müdürüne derginin içtihat köşesinde Ayetullah Yakubi’nin delilleriyle fıkıh konusunu yayınlamasını istedi. Derginin çok dikkat isteyen bu köşesinde Şeyh Yakubi’nin konuları işlenmeye başlandı.
Ayetullah Şeyh Muhammet Yakubi’nin sesi birleşmiş milletler teşkilatına da ulaştı. UNESCO’nun Necef şehri hakkında yayınlamış olduğu bilim ve kültür konulu iki eserinden [en-Necef Büvabeti’l-Hikme][48] eserinde şöyle yazar; [“Necef şehrinde dört büyük Müçtehide yeni bir müçtehit daha katıldı, bu müçtehit, siyasi ve güncel konularda diğerlerini geride bıraktı. O 1999 yılında terör sonucu öldürülen Seyyid Muhammet Muhammet Sadık esSadr’ın talebelerinden Ayetullah Muhammed Yakubi’dir. Şeyh Yakubi bir dini medrese yönetmekte ve Müçtehitlik makamına ulaşmıştır, zira Irak’ın içimden birçok kişi ona taklit etmektedir.”[49]
Unesco’nun [Necef Şehri Tarihi ve Gelişmesi][50] adlı
ikinci eserinde şöyle yazar; [“Bu şehirde Müçtehitlik makamına ulaşmış diğer kişilerde bulunmaktadır. Onlardan biriside özel bir yere sahip Ayetullah Muhammet Yakubi’dir. O hocası Seyyid Muhammed Muhammed Sadr’ın vasiyeti üzere Müçtehitlik makamını üstlenmiştir.”[51]
Aynı eserin bir başka bölümünde şöyle yazar; [“Necef halkı Müçtehitleri zikrettiklerinde dört büyük Müçtehidi kastederler ve onlara beşinci Müçtehit olarak Şeyh Muhammed Yakubi eklenir”].[52]
Ayetullah Yakubi hakkında Ulemanın Sözleri
Ayetullah Yakubi’nin liderlik ve müçtehitlik makamını tasdik eden ve ondan övgüyle bahseden birçok Müçtehit ve büyük alimler vardır. Onlardan bazıları şöyle;[53]
1- Şehit Seyit Sadr es-Sânî [r.a] talebesi Ayetullah Şeyh Yakubi tarafından kaleme alınan [el-Muştak İndel Usuliyyin] adlı eserinin önsözünde şöyle yazar;
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun Allah’ın salat ve selamı eşrefi mahlukat Hz. Muhammed’e ve tertemiz Ehlibeytine olsun. Allah’ın laneti daima düşmanlarının tamamına olsun.
Allah tarafından din ve mezhebe genel olarak ve özelde de bu hakir kuluna vermiş olduğu nimetlerden biriside sayıları pek az olmayan ihlaslı, çalışkan ve zeki talebe -Allah onlara en üstün mükâfatıyla mükâfatlandırsın- bana nasip etmiştir.
Onlardan en önemlilerinden birisi, bu üstün şeyh ve Allame, fazıl ve muhterem Şeyh Muhammed Musa Yakubi’dir. Bizim usul dersimizin en başarılı talebelerindendir, dersi kavrama, araştırıp kayıt altına alma noktasında en üstün çabayı ortaya koymuştur. Bu eserde kendi çaba ve düşüncelerini ortaya koymuştur.
Eseri dikkatle gözden geçirdiğimde, maksadı düzenli bir şekilde ortaya koymaktadır. Her ne kadar konunun aslı hakir tarafından olsa da, asıl kalem sahibi odur. Mananın korunması ve açıklığı dikkate alınarak kaleme alınması için ona izin verdim.
Şüphesiz bu zor çabayla İçtihada doğru ilerlemektedir. Gelecekte İlim ve amele hizmet etmesinde, ihlaslı liderlik ve müçtehitler arasına girmesinde kolaylıklar diliyorum. Allah c.c onu hayır amel işleyenlerin en üstünüyle mükâfatlandırsın.
Son duamız Âlemlerin rabbine hamdı ve senalar olsun.
9 Ramazan hicri 1418
Muhammed Sadır[54]
Ayetullah Sadr kendi el yazısıyla Ayetullah Yakubi’ye bir mektup yazıp kendisini halefi olarak tanıtmıştır. O mektuptan bir bölüm;
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA
“Değerli Şeyh, Allah izzetini artırsın, Allah’ın selamı üzerine olsun. Kendin biliyorsun ben her zaman öğrencilerim arasında alicenaplarının en üstün, en merhametli, hakikat karşısında en insaflı olduğunu biliyorum. Eğer ileride müçtehit adayları arasında tercih yapmam gerekirse sizi görmezden gelemem, içtihat makamı insaflı ve başkalarının ihtiyacını düşünen kişilerde olmalıdır, sert kalpli dünya düşkünlerinin değil. Ben olmadığım sıralar yerimde cemaat namazı kıldırmanı ve o konu için kendini hazırlanmanı istiyorum. Halende aynı düşüncedeyim, sizin bu açık mektubunuz buna engel değildir. Bendeniz farklı düşünce ve fraksiyonlara sahip talebelerim arasında tüm şartlara sahip alicenaplarınızdan başkasını görmüyorum. Yüce Allah kendi güç ve yardımıyla size olan ümidimi gerçekleştirir.”
1 Cemadiye’s-Sâni, Hicrî 1418.[55]
2-Değerli Taklit Mercii Ayetullah Şeyh Muhammet Ali Girami [Allah Uzun Ömürler Versin]
Allah’ın adıyla
Bilindiği gibi alimler hanif dinin muhafızlarıdırlar, kalemleri ise hakla batılın ayrıştırıcısıdır, o alimlerden birisi de yüce makam sahibi Şeyh Yakubi’dir, bazı eserlerini dikkatlice okuduğumda çok mükemmel buldum. Bana göre o bir Müçtehittir ve kendi çıkarımlarına göre amel etmelidir. Allah onu muvaffak kılsın. İslam ve Müslümanlara büyük hizmetler sunacağını ümit ediyorum. Yüce Allah bize ve ona muvaffakiyet nasip eylesin.
14 Zilkade hicri 1424
3-Değerli Taklit Mercii Ayetullah Şeyh Muhammed Sadıkî (r.a) el-Furkan Tefsiri’nin Yazarı
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Alemlerin rabbine hamdolsun Allah’ın salat ve selamı Hz. Muhammed’e ve onun tertemiz Ehlibeytine olsun. Değerli kardeşim Ayetullah Şeyh Muhammed Yakubi’nin fıkhî eserlerini okudum. Onun içtihat makamına daha önceleri ulaştığına ve görüş sahibi olduğuna inandım. Özellikle kendi fetvalarında tabi olanlar gibi Fıkıh dalında kendi çıkarımlarına göre amel edebilir. Allah’ın salat ve selamı üzerinize olsun.”
Mukaddes Kum Muhammet Sadiki Tahrani
8 zilhicce hicri 1424
4- Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlallah
Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun
Biz, Şeyh Muhammed Yakubi’yi kültürü, sadakat ve dayanma gücünden dolayı takdir ediyoruz. Kültürel çalışmalarında ve cihadında başarılı olması için duacıyız. Müminlerin onun yol göstermeleri ve vaazlarından faydalanmalarını ümit ediyoruz.
Seyyid Muhammet Hüseyin Fadlallah
7 şaban hicri 1425
Eserleri
Ayetullah Yakubi, telif ve yazılarında toplumun güncel ihtiyaçlarını dikkate alarak faydalı olma anlamında ilmi, fikri, ahlaki veya içtimai bir boşluğu doldurmak için yazar. O kitap serisine bir diğer kitabı eklemek peşinde değildir. Onun düşüncesine göre yazılan her eser toplumun bilinçlenmesine bir katkı sunmalı, din ve toplumun güncel maslahatının korunmasını sağlamalıdır.
Bu bakışla, onun kaleme almış olduğu eserler çeşitlilik içermektedir. Kendisi; Tefsir, Fıkıh, Usul, Rical, Lügat, Edebiyat ve Tarih dallarında kaleme almış olduğu eserlerle birlikte birçok diğer konulara da dikkat etmiştir. Onlardan bazıları şöyle; İslam dininin evrenselliği ve yaşam rehberliği, Hak İnançlar, Ehlibeytin (A.S) Velayeti, Hüseyni Kıyamın Hedefleri, Fatımi ve Mehdevi Hedefler, Velayet-İ Fakih, İslam Kardeşliği, Hüseyni Minber, Cuma Namazı, Caminin Rolü, Taklit Mercisinin Sorumlukları, Aile ve Eğitim, Evlilik, İslami Hüviyet, Kültürel Gelenek, Zamanı İyi Değerlendirmek, Medya, İnsanlığı Geliştirmek, Barış İçinde Yaşamak, Yumuşak Savaş, Batı Kültürüne Karşı, İnsanlık Dünyası Ve İnsanlığın Değeri, Kadın, Gençler, Eğitim, Medeni Toplumlar, İktisat, Toplum, Siyaset, Milliyetçilik Ve Sapmaların Islahı.[56]
Bu çeşitlilik, Yüce İslam dininin derinliklerinden perdeleri kaldırıp muasır sorunların tüm yönüyle halli için farklı düşünceleri muhatap alarak çözüm sunan bir anlayıştır. Aynı zamanda İlim Havzası’nın, bilge Merciinin çabaları ve tecrübesiyle İslami faaliyetleri iyi bir şekilde yapacağının ispatıdır.[57]
Ümmetin tamamına ulaşmak için onların yaşamları ve yaşamsal sorunlarının tüm boyutlarıyla ilgilenmesi gerekir. Ayetullah Yakubi, sağlam bir toplum ve iyi bir yaşantı oluşturmanın önündeki engelleri kaldırmak için özel bir çaba ortaya koymaktadır. Bundan dolayı Terbiye, Ahlak, Toplum, Tarih, Ekonomi, Siyaset ve benzeri konular hakkında bildiriler, konuşmalar ve kitaplar yayınlamıştır. Bu normal ‘İstidlalî Hâric’ derslerinin devamlı yayınlanmasının yanı-sıra yapılmıştır.[58]
Ayetullah Yakubi’nin eserlerinden bazıları;
1- (Min Nûri’l Kuran/Kur’an’ın Nurundan); Bu tefsir, ahlaki değerler konularını Kur’an ayetlerinden alıntı yaparak aynı zamanda akait, ahlak, düşünce ve toplumsal konuları ele almaktadır. Her bölümde ilgili ayetin tefsirinden sonra belli bir konu üzerinde durmuştur.
Bu tefsir konu başlıklı bir tefsirdir. Kuran ayetlerinin muhtelif konular ve birbiriyle olan bağlarını araştırmaktadır. Bundan dolayı verimli bir tefsirdir. Kuranın insan hayatında öncü olduğunu göstermektedir. Ahlak tefsiri oluşu, Kur’an’ın insanoğlunu hidayet edip kemale ulaştırmasına atıfta bulunmaktadır. Bu mecmuadan 5 cilt basılmıştır.
2- (el-Fıkhü’l Hilâf) bu eser ‘istidlali ve mukarin’ Harici Fıkıh (mezhepler arası fıkhî farklılıkların delil, gerekçe ve itiraz yönlerinin ele alındığı) bir eserdir. Bu eser kendi dalında alimler arasında şiddetli ilmi ihtilaflı konular hakkındaki konuları işlemekte olup fakihin konu hakkında derin düşüncesini ortaya koymaktadır. Bu eserde; eşin mirası, emlak, Arafat’ta Ehlisünnetle birlikte vakfe, organ nakli, borsa, değerli kâğıtların zekâtı, kutuplarda namaz ve oruç gibi güncel konular hakkında ve miras, zekât ve yolculukta oruç gibi konuları ele almaktadır. Diğer fıkhı kitaplarda pek dikkate alınmayan iyiliğe emredip kötülükten sakındırma vs. konuları da içerisinde bulunmaktadır.
Şuana kadar 12 cildi basılmış 2 cildi ise basım aşamasındadır. Bu konuyla ilgili bazı bölümler müstakil bir eser olarak da basılmıştır.
3- (Hitâbü’l Merhale) bu eser, Ayetullah Yakubi’nin hicri 1419 yılından Şehit Sadr es-Sânî’nin şehadetinden ve Irak İslami Hareketinin liderliğini üstlendikten sonra din, insan, vatan, devlet ve millet gibi farklı konularda yapmış olduğu açıklamalar ve irşatlarıdır. Bu eser 12 ciltten oluşur uzun zaman zarfında kaleme alınmıştır. 1. ve 2. ciltleri Saddam dönemine aittir.
4- (Subulü’s-Selâm); bu eser ibadetler hakkındaki fetvalarını içeren 1 ciltlik ilmihal kitabıdır. Eser, muasır Fakihlerin üslubuna göre hazırlanmış, ancak konuların daha iyi anlaşılması için günümüz kültürüne uygun örnekler getiriler açıklama yapılmıştır. Aynı zamanda bu eserde şeri hükümlerin tamamını içerme noktasında bazı manevi irşat ve öğütleri de içermektedir.
5- (ed-Durerû’l Usûliyye); Ayetullah Yakubi’nin ders-i hâric adlı derslerindeki usul hakkındaki açıklamalarını içermektedir. Talebelerinden Şeyh Haydar Saidî tarafından derlenmiş ve kalın bir cilt halinde basılmıştır.
6-
7- (el-Usvetü’l Hasene li’l-Kâde ve’l Muslihîn); Hz. Peygamberin (s.a.a) sire ve yaşamı hakkında farklı bir anlatımla yapılan bir araştırmadır.
8- (Devrû’l Eimme fi’l Hayâti’l İslamiye); el-İman dergisinde yayınlanan Şehit Seyyid Muhammed Bakır Sadr’ın konuyla ilgili makalesinin şerhidir. Bu eser bir cilt olarak basılmıştır. 2. Baskısı Şehit Sadr es-Sânî’nin ilaveleriyle ( Masumların Hayatından Bazı Dersler), adı altında basılmıştır.
9- ( el-Kıyâmû’l Fatımî); bu eser Hz. Fatıma’nın (s.a) hayatı hakkında Ayetullah Yakubi’nin yapmış olduğu konuşmalarıdır.
10- (el-Mearifi’l Kur’aniyye ve’l minberi’l Hüseyni); Hz. Hüseyin (a.s) hakkında Kuran kaynaklı kırk konuşmayı içermektedir. Eser kalın bir cilt halinde basılmıştır.
11- (Sakinü’l Kalb); ‘Kalp Allah’ın haremidir, ona Allahtan başkasını sokmayın’ hadisinden yola çıkarak kul ve Allah arasındaki şefkat bağını ele almaktadır ve tek cilttir.
12- (er-Riyadiyyât li’l-Fakîh); kendine has ve farklı bir bakışla bazı fıkhı konular hakkında matematiksel bir bakışla açıklama getirmiştir.
13- (el-Muştâk inde’l Usûliyyîn); usul ilminin kaynağı hakkında Üstadı Şehit Sadr es-Sanî’nin (r.a) eserine yapmış olduğu açıklamasıdır. İki bölümden oluşan büyük boy halinde bir cilt olarak basılmıştır.
14- (el-Meâlimû’l Mustakbeliyye li’l-Havzâtu’l İlmiyye); Büyük taklit mercii, bu eserde ilim havzasının gelişmesi ve bu konuda kendi sorumluluklarını ortaya koymuştur.
15- ( Kanâdîlû’l Ârifîn); Ayetullah Yakubi’yle üstadı şehit Sadır arasında nefis tezkiyesi, irfanı yollarla kalbin temizlenmesi konulu mektupları içeren bir eserdir. Bu mektuplar seksenli yıllarda ev hapsi döneminde gerçekleşmiştir. 1 cilt
16- (Eş-şehîd es-sâni kemâ a’rifuh); Ayetullah Yakubi’nin üstadı Şehit Sadr es-Sâni ile birlikteki ta şehadetine kadar olan hatıratıdır. Aynı zamanda seksenli yıllarda aralarında geçen bazı fikri konulardır. 1 cilttir.
17- (Nadratun fi Felsefeti’l İhdas); Şehid Sadr es-Sânî tarafından işlenen bir konudur Ayetullah Yakubi o esere bazı ilaveler ve dipnotlar yazmıştır. Bu eserde seksenli yıllara aittir. 1 cilttir.
18- (Selâse Yeşkûn); üç grubun şikâyeti hadisini içerir, yani Kuran, Mescit ve Âlim. Bu eser bir cilttir ancak daha sonraları her bölüm ayrı bir ciltte basılmıştır. Özellikle (Kuranın şikâyeti) adlı eser çok meşhurdur.
19- (Şeyh Musa Yakubi Hayatı ve şiirleri); bu eser merhum babası Şeyh Musa Yakubi hakkındadır. Hayatı ve bazı el yazısı kasideleridir.
20- (Nazariyyet-i Luğatû’l Muvahhide fi’l Mizan); Tek dili savunanlara karşı eleştirileridir. Bu kitapçıkta kırk eleştiride bulunmaktadır. Bu eser Hitabü’l Merhâle) adlı dergide de yayınlanmıştır.
21- Hel kâne li’l hunsa erbaate benîn isteşhed fî ma’reketi’l kâdisiyye); Tarihi bir olayın uydurma olduğuna dair bir araştırmadır. Bu araştırma (hitabu’l merhale) dergisinde de yayınlanmıştır.
22- (Fıkh-u Zevi’l Mihen); Büyük taklit mercii farklı görevler de çalışanlar hakkındaki şeri hükümleri ve onlara hitaben verilen öğütleri içeren kitapçıklar serisinden oluşan bir eserdir. Toplumsal hükümler bağlamında Tabiplerin, eczacıların, öğretmenlerin, Emniyet güçlerinin, Üniversite öğrencilerinin, sarrafların, Tarımcıların, Berberlerin, Avcıların, şoförlerin vs. hükümleri. 3 cilt
23- (Hz. Cafer-i Tayyar)
24- (Muntehab Subulü’s Selâm); ibadet ve alışveriş hükümleri.
25- (Menasik-i Hacc-i ve’l Umre); Hac ve umre ilmihalidir. Bu eserde hac ve umre adabıyla ilgili sünnet ve farz hükümlerin yanında hacılara bazı tavsiyelerinde yer aldığı bir eserdir. Aynı zamanda hacla ilgili güncel soruların cevapları da bu eserde yer almaktadır.
26- (Fıkhü’l İncâbi’s-Sinâi); Bir ciltlik bu eser tüp bebek ve çocuğu olmayanların tedavileri hakkında dersi hariçte işlediği hükümleri içerir. Bu ders serisi birkaç ay sürmüş olup hicri 1441 yılında sona ermiştir. Bu eserde çocuk sahibi olmak için üç tedavi şekli bulunmaktadır;
1-Suni Döllenme
2-Genital organ nakli
3-Hücre nakli yoluyla zarar görmüş hücreler yerine yeni hücre sağlamak yoluyla.
27- (Cihat ve İçtihat); Ayetullah Yakubi’nin hayatı ve hatıratı, Genç yaşta İslami harekete katılımı, üstadı Şehit Sadr es-Sânî’nin şehadetinden sonra Irak’ta bu hareketin liderliğini üstlenmesi ve sonuçta İçtihat ve Taklit Merciinin ilan edilmesi bu eserde anlatılmaktadır. Bu eserin değerli okuyucuları altmışlı yıllarda Irakta gerçekleşen önemli olayları ve Irak toplumunun istibdada karşı muhalif hareketlerin yükselişini öğrenmiş olacaklar. Bu hareketler sonucunda baas rejiminin son bulduğu Amerika tarafından işgale uğrayan ülkede işgale karşı yeni hareketlerin başladığını görecekler.
28- (el-Fıkhul Bâhir fî Savmi’l Musafir); Fıkhü’l Hilâf adlı eserin bir bölümüdür. Seferi oruç ve kazası hakkındaki hükümleri delilleriyle birlikte sunulan müstakil bir eserdir.
Bu eser ilmi derinlikleri, kapsayıcılığı, farklı görüşlerin araştırılması, ihtimaller, ilmi cesaret, usul ve rical ilimlerinin ilişkisi, Akaid, Tarih ve üniversite ilimlerinin bir arada olduğu, farklı konu başlıklarını tek akışta birleştirmek bu eşsiz eserin en önemli özelliklerinden biridir.
Kitabın önemini artıran bir diğer konu Ayetullah Yakubi’nin şimdiye kadar hiç kimsenin ulaşamadığı bazı sonuçlarıdır. Birçok sorunun çözülmesi ve cevaplanmasını sağlamıştır.
29- (İsmu’l Feraiz ve eşrefuha); Bu eser Ayetullah Yakubi’nin ders-i haric’te işlediği ve daha önce (Fıkhü’l Hilaf) dergisinde yayınlanan müstakil bir eseridir.
30- (Fıkhü’l Muşareke fi’s-Sulta); Kuran ayetlerine dayanarak toplumsal ve siyasi konularda istidlali fıkıh hükümleri içermektedir. Bu eser (Fıkhı Hilaf)tan alıntılardır. İlim havzasının büyük ustaları ve araştırmacılar ve üniversiteliler için faydalı olduğundan müstakil bir eser olarak basılmıştır. Ehlibeyt (a.s)’ı kaynak edinen, İslam’ın birçok siyasi konular hakkındaki görüşünü ortaya koyan bir eserdir. Aynı zamanda birçok ihtilafa yol açan ve On İki İmam (Onlara selam olsun) taraftarı olan müçtehitlerin farklı tutumlara kaymasını sağlayan konuları ele almaktadır. İki görüş ya zamanının hükümdarıyla tamamen bağları kesmek veya tamamen bağlı kalmak, başka bir değimle rejime karşı müspet veya menfi davranışlarda bulunmaktır.
Otoriteyle tüm bağları kesmek bazen onu düşürmek için silahlı çatışmalara sebep olur, otoriteye tam anlamıyla bağlılık ise bazı temel konulardan gaflet etmeye yol açmaktadır.
İLAVELER; BELGELER
(Kanadilû’l Ârifîn) kitabında basılan el yazısıyla şehit Sadr es-Sânî’nin mektubu.
Ayetullah Şeyh Muhammet Sadık Tahrani’nin el yazılı şahadetnamesi.
Ayetullah Şeyh Muhammet Ali Gerami’nin el yazılı şahadetnamesi.
Seyyid Fadlallah’ın (r.a) el yazılı şahadetnamesi.
Projeler
Taklit Mercî Ayetullah Yakubi’nin birçok çalışmaları kişiler tarafından değil kurumlar tarafından yönetilmesi gerektiğine inanmaktadır. Özellikle 2003 yılında[59] Saddam’ın devrilmesinden, İslami faaliyetlerin yasaklı döneminin sona ermesi ve çalışma alanlarının yaygınlaşmasından sonra bu teşkilatları kurmaya başladı ve (Cemaatû’l Fudâlâ) konferansını 27 Recep 1424 hicri yılında başlattı. Bu topluluk, İlim Havzalarında bulunan toplumsal faaliyetleri olan ve topluma İslami bilinçleri sunan kişilerden oluşmaktadır. Burada bulunan saygı değer kişilerin her biri kendi dalında olan bir bölümün yöneticiliğini üstlenmiştir.
Bu kutsal çalışmanın ana unsurlarını oluşturan kişiler, onun ilimi, ahlaki ve fikri talimatlarından yararlanmış Sadır İslami İlimler üniversitesinin öğrencileri üstlenmişlerdir.
Ayetullah Yakubi Bağdat’a giderek üç gün Bağdat’ta kaldı. 22 Sefer 1424 hicri yılında Azime’nde imamların Mübarek Türbesinin avlusunda Cuma hutbeleri vererek hutbede binlerce kişiye hitap edip ülkede bu değişimden sonra siyasi, iktisadi, toplumsal ve kültürel nasıl bir yol kat edileceği konusunda halka yol gösterdi.
O, bir sonraki pazartesi günü yapılacak Bağdat merkezinde bulunan El-Firdevs meydanına doğru yürüyüşe geçip bu isteklerini haykırmaları için halkı davet etti. Bu miting çok büyük katılımlı kilo metlerce uzayan bir yürüyüştü. Şeyh Yakubi bu seferinde birçok düşünür ve üniversite hocalarıyla buluştu. 2003 yılında Saddam’ın devrilmesiyle kendi taraftarlarına ülkenin yeniden yapılanmasında, insan haklarına uygun, İslami ve milli hedefler doğrultusunda söz sahibi olmak için bir siyasi parti kurmalarını istedi.
Onun siyasi görüşlerini ve sorunların halli için ortaya koymuş olduğu düşünceleri (Nususu’s-Siyâsiyye)[60] adlı kalın bir eserde basılmıştır. Yine siyasette erdemli olma konusunda (Temiz siyasete doğru)[61] adıyla bir eseri basılmıştır. Dini, kültürel, hayır, toplumsal, yapılaşma dallarında kurulan teşkilatları devamlı yönlendirmiştir. Özellikle bayanlar ve gençlerle ilgili bölümlerden daha fazla ilgilenmiştir. Bu kurumların hedefleri ve kuruluş amaçları (Hitabû’l Merhale) dergisinde yayınlanmış ve Ayetullah Yakubi hâlihazırda bu kurumlara desteğini sürdürmektedir.
Yukarıda zikredilenlerin dışında Allah’ın lütfuyla hâlihazırda devam eden kurumlar şöyle;
1- Sadır İslami ilimler üniversitesi; bu üniversite hicri 1417 yılında Şehit Sadr’ın (r.a) öncülüğünde kurulmuştur. Kuruluş amacı, üniversite mezunlarını ilim havzasına çekmek, üniversite ve ilim havzasını bir arada tutup havzanın değerini yükseltmektir. Bu üniversitenin kuruluş düşüncesini asıl ortaya koyan Şehit Seyit Muhammet Bakır Sadırdır.(r.a) (1. Sadır) Şehit 2. Sadır (r.a) onu uygulayan kişidir. Daha sonra Ayetullah Yakubi üniversite ve havza bakımından her iki dalda yüksek makam sahibi olduğundan Şehit 2. Sadır tarafından o üniversitenin başkanlığına getirilmiştir. Ayetullah Yakubi Şehit Sadrın şehadetinden sonra bu projeyi yiğitçe devam ettirdi. Baas rejiminden sonra Irak’ın farklı illerinde bu üniversitenin şubelerini açtı. Şu ana kadar merkez ve kuzey illerinde 24 şube, Bağdat’ta 6 ve Necefte iki şubesi bulunmaktadır. Tüm şubelerde okuyan öğrenci sayısı 2000 civarındadır.
Yakubi, üniversitenin iç kuralları, ders programları, çalışma usulleri hakkında (Camitu’s-Sadr ed-dînîyye el-huviyye ve’l incâzât)[62] adı altında bir eser yazmıştır.
Bu üniversitede eğitim sekiz yıl sürmektedir. Üç yıl (Dini hidayet ve toplumsal ıslah) fakültesinde, üç yıl (Öğretim üyesi yetiştirme) fakültesinde, iki yıl ise (İçtihada hazırlık) fakültesinde sürer. Bu fakülte, ilim havzasında Müçtehitlik makamına ulaşmanın ilk adımı olan ders-i hâric’e katılma hakkını kazanmak içindir. Şimdiye kadar bu üniversite birçok mezun vermiştir.
2- ez-Zehra İslami İlimler Üniversitesi; bu üniversite müfredat ve kural bakımından aynı Şehit Sadr İslami üniversitesi gibidir. Ancak bayanlara mahsustur. Bu üniversite, hicri 1424 yılında Saddam rejiminin yıkılmasından sonra kurulmuştur. Şu an Necef ve Irak’ın diğer velayetlerinde 20’yi aşkın şubesi ve 2600 civarında kız öğrencisi bulunmaktadır. Bu üniversitede tahsil düzeni bayanların toplumsal işleyişine göre düzenlenmiştir.
3- Tebliğci Hanımlar topluluğu; bu kurumsal topluluk merkez komiteler aracılığıyla Ayetullah Yakubi’nin Necef bürosuyla birlikte çalışmaktadır. Bu kurumun farklı velayetlerde şubeleri bulunmaktadır. Bu kurumun asıl görevi Irak’ın değişik bölgelerinde tebliğ görevinde bulunan hanımlara maddi ve manevi destekte bulunup farklı ortamlarda onların daha verimli din tebliği için uygun fırsatlar sunmaktır. Baas rejiminin devrilmesiyle bu kuruma bağlı (Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) kızları) derneği bu kurumun meyvelerinden birisidir.
4- (Mutlu Aile) kurumu; Salih insanların yetişmesinde büyük bir adımdır. Mutlu aile kurumu son zamanlarda İslam toplumunu sarsan büyük sorunlara el atmak için kurulmuştur. O sorunlar, boşanmaların yaygınlaşması, gençlerin evlenmek isteklerinin olmaması, tarafların hukukunu bilmedikleri için evlilerin artan sorunları, evlilik hayatını sürdürme düşüncesinin bulunmaması, evliliğin felsefesini anlamamak ve evlilikte başarılı olmanın sırlarını kavramamaktır.
Bu sebeplerden dolayı Mutlu aile kurumu kısa dönem kültürel çalışmalar, seminerler, televizyon programları yaparak, toplumsal iletişim yoluyla sorulara cevap vererek, bu boşluğu doldurmaya evli eşlerin ve evlenme aşamasında bulunanların eksiklerini giderme konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. Konuyla ilgili birçok faydalı eseri bastırıp gençlere sunarak onlara yeni hayatlarındaki sorumluluklarını hatırlatmaktadırlar.
5- Aksakallar ve Büyükler Şûrası; bu kurum toplumda tanınmış ve farklı konularda tecrübeli kişiler, akıllı sorunları halletme noktasında başarılı kişilerden oluşmaktadır. Bu topluluk dini ve siyasi liderlerin toplumdaki müşavirleridir. Kabile ve tayfaların durumlarını dikkate alarak hareket etmektedirler. Aşiret ve kabilelerin Irak toplumunda ve İslam toplumunda yerleri Taklit mercii nezdinde büyük öneme sahiptir. Bundan dolayı Aşiret ve Tayfaların sorunlarını çözme noktasında bir kurumun olması gerektiği düşünüldü. Onlara heyetler göndererek, fıkıh ve kültürel toplantılar düzenleyip Aşiretler arasında olumlu veya olumsuz gerçekleri ortaya koyup aralarında oluşabilecek sorun ve ihtilafların giderilerek bir arada barış içerisinde yaşamalarını sağlayıp toplumu genel olarak yükseltip tekâmüle erişmelerini sağlamaktır.
6- Çağdaş Çalışmalar ve Araştırmalar Merkezi (Ayn); Kültür ve düşünce üzerine faaliyet göstermekte Asrımızda insanoğlunun karşılaştığı sorunlar ve bu sorunların halli için öneriler sunmaktadır. Bu merkez, İslam medeniyetinin yaşam rehberliği gücüne sahip olduğu kendi temel kurallarından taviz vermeden güncel hayatın ihtiyacını karşılayacak uygun örneklere sahiptir. Merkez, araştırmalar, kültürel kaygılar ve bunlar hakkında araştırma ve telifler sunma, bu vesileyle toplumun kültür ve düşüncelerini artırmak geri kalmanın sebeplerini araştırmak ve toplumda yersiz şeylere taassup yüzünden değer verilmesini tartışmaya açmaktır. Bu merkez, İslam dininin sunduğu çözüm yolları taassuptan uzak tamamen kendi kaynaklarından oluşan İslami bir çözüm sunmaktadır.
Şu ana kadar yüzün üzerinde farklı ilim dallarında eser yayınlanmıştır. Irak ve yabancı ülkelerden üniversite hocalarının ve tanınmış kişilerin katılımıyla konferanslar ve toplantılar gerçekleşmiştir. Dini ilimler konusunda profesyonel (el-İstinbât) adlı bir dergi, İslami uyanış amaçlı (el-İman) adlı diğer bir dergi merkezi çalışmalarından bir diğeridir.
7- (Ebrâr İlim medresesi;)[63] Havza ilmi üzere kurulmuştur. Hedefi; seçkin âlimler, yazarlar ve tebliğciler yetiştirmektir. Bu medrese, İslami düşünceler ve ona bağlı konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Kuran, Hadis, Ahlak ve benzeri konular medresenin işleminde özel bir yere sahiptir. Bu medrese hicri 1439 yılında[64] Necefte ‘el-Medîne’ caddesinin karşısında kurulmuştur.
8- (İlim ve Din Derneği);[65] Gençlere yönelik bir dernektir, ilim ve din arasındaki koordinasyonu oluşturmak, eğitim ve kültürel yollarla araştırma ve tahkik yaparak gençlerin dini, ilmi ve kültürel gelişmelerini sağlamak, Öz Muhammedî İslam ve Masumların hayatından oluşan ve Taklit mercii makamının irşatlarıyla kurumların yönetilmesinde ehil insanların yetiştirilmesidir. Bu derneğin diğer bir görevi dini, İlmi ve toplumsal kurumlar arasındaki bağları güçlendirmektir.
9- (Dinin Direği Namaz) kurumu; namaz farizasının önemi, İnsan üzerindeki dünyevi ve uhrevi etkileri, en önemli ve en büyük zikirlerden olması hasebiyle Kur’an’ın buyurduğu gibi namaz, dünyada huzura sebep olmaktadır,[66] namaz her Müslümanın şiar ve kimliğidir, onun için onu korumak gerekir. Bunun için Yüce makam Taklit mercii toplumda namaz kültürünü oturtmak için namazın önemini, cemaat namazlarının teşkil edilmesini sağlayacak bir kurumun tesis edilmesini buyurdular. Bu kurum, her yerde bir mescit oluşturmayı namazın dünya ve ahiretimiz için bereketlerinin anlatılması, Namazın farz sünnet ve adabının anlatılmasıdır.
Bu kurum aynı zamanda Cuma namazının teşkil edilmesini de içeriyor. Bu kurumun vazifelerinden birisi, tüm Irakta Cuma namazlarının yönetilmesi, şeri kurallara uyulması, Hatipler yetiştirip bölgelere gönderilmesi, Dini kurallar ışığında Taklit merciinin direktifleriyle dini Hatipliğin güçlendirilmesinde çalışmalar yapmaktadır.
10- (Feyzû’z-Zehra -s.a-) [67]; bu kurumun hedefi Yetim ve Fakirleri korumaktır. Bu kurum toplumsal bir hayırseverlik kurumudur. İhtiyaç sahibi saygın kişilerin yardımına koşam bir kurumdur.
Bu kurumun kuruluş amacı hayatın değişik durumlarında Yetim ve Fakirlere yardım eden kuruluşların icat edilmesini sağlamak bu vesileyle İslam ümmeti arasında güçlü bir medeniyeti –yardımlaşma medeniyetini- sağlamaktır.
Bu kurum Irak’ın en ücra köşelerinde ve tüm velayetlerinde 100 den fazla şubesi bulunmaktadır. Mezkûr kurum Irak dışında şubeler açma aşamasındadır. Bu vesileyle dünyanın farklı bölgelerinde yardıma muhtaç insanlara ulaşmak onların maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermektir.
Şimdiye kadar on bin aileye yakın bu kurumun kültürel, sıhhi, nakit ve diğer yardımlarından faydalanmışlar. Bu kuruluş hicri 1434 yılında[68] kurulmuş 09.10.2016 tarihinde (111.610.028) kod numarasıyla resmi olarak tescillenmiştir.
11- (İmam Caferi Sadık (a.s) profesyonel İslami araştırmalar merkezi); Necef-i Eşref’te profesyonel bir araştırma merkezidir. Bu merkez İslam toplumuna doğru bir İslam fotoğrafı sunarak, bu dinin tüm dünyaya rahmet dini olarak gönderildiğini sunmaktadır. Merkezin amacı, Asıl kaynakları olan Kur’an ve Sünnet ışığında ilim ve marifetin yaygınlaşması ve dini görüş ve düşüncelerin ıslahı konusunu işlemektir. Bu önemli konuda Necef ilim havzası, her zaman dünya genelinde bulunan dini akımlar arasında orta noktada olması hasebiyle bu havzanın derin tecrübelerinden yararlanmaktadır. Bu merkez, din talebeleri ve üniversite hocalarına güvenerek tüm Peygamber ve Nebilerin davet ettiği müşterek hedefe ulaşmak için bu merkezin kapısı her kesime açıktır. Bu merkez beş bölümden oluşur;
1-Kur’an ilimleri
2-İnanç ve düşünce
3-Hz. İmam Mehdi
4-İslam Fıkhı
5-Fıkıh Felsefesi
Aynı şekilde yeni bölümlerin teşkili için çalışmalar sürmektedir. Bazı bölümler şöyle; Ekonomi, Tarih, Hadis ilimleri, Arapça dil ve edebiyatı Şu ana kadar farklı konularda onlarca kitap yayınlanmıştır.
12- Şeyhü’l Hutebâ Kütüphanesi; Necef-i Eşref’te bulunan genele ait bir kütüphanedir. Bu kütüphanede farklı konularda on beş bin eser bulunmaktadır. Aynı zamanda Ehlisünnetin en kadim kaynak eserlerini barındırmaktadır. Bu kütüphane birçok üniversite mezunlarının tezlerini de içermektedir. Bu kütüphanenin bir bölümü Hatiplerin Şeyhi merhum Muhammed Ali Yakubi’nin edebiyat ve şiir dalındaki eserlerden oluşuyor. Ve yine bu kütüphanede yirminci asrın ortalarında yayınlanan ilmi dergiler bulunmaktadır.
13- (A’lâmul Hidâye İlim Medresesi); bu medrese, din hizmetinde toplumu aydınlatan ileride İlim Havzasının üstatlarından ve geleceğin Müçtehidi olacak talebeleri yetiştirmektedir. Bu amaçtan dolayı yalnız üniversite mezunu öğrencileri almaktadır. Bu öğrenciler burada almış oldukları bilgiyle toplumu aydınlatmaya koyulacaklardır. Bu medresede İlim Havzasında verilen normal eğitimin yanında Tefsir dersleri, Kur’an ilimleri, Tarih, Nehcü’l Belağa vs. derslerde işlenmektedir. Bu dersler öğrenciye gerçekleri anlamakta Kuran ve Hadis kaynaklarını daha iyi anlamakta yardımcı oluyor.
14- Fatimi çalışmalar merkezi; bu merkez her yıl Hz. Fatıma’nın şehadeti olan 3 Cemadi es-sani’de geleneksel Hz. Ali’nin (a.s) toplu ziyaretinde kurulmuştur. Bu ziyaret Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadeti münasebetiyle büyük Taklit Mercii Ayetullah Şeyh Muhammet Yakubi’nin daveti üzere her yıl büyük bir katılımla Hz. Alinin (a.s) türbesi ziyaret edilmektedir.
Değerli taklit mercii Fatimi araştırmalar için bir merkezin açılmasını istedi. Bu merkezde o büyük hanımefendinin hayatı ve yaşamı hakkında yazılan kaynakların telif ve tahkiki ve O hatunun İslam toplumuna iyi bir şekilde anlatılması ve bu vesileyle İslam ümmetinin medeni gelişiminde büyük bir eser bırakmasını sağlayacaktır. Hicri 1434 yılında bu merkezin kurulmasıyla, Irak İslam toplumundaki sıkıntı yaratan kültürel, toplumsal ve psikolojik sorunları araştırmaya başladı. Bu alanda üniversite ve ilim Havzaları el-ele vererek düzenli çalışmalar sonucu gerçek bir hizmet ortaya çıkmaktadır.
Merkez, Hz. Fatıma (s.a) hakkında çeşitli kitaplar basmış, çeşitli konferans ve yarışmalar düzenlemiştir. Hz. Fatıma (s.a) hakkında yazılan kitapların fihristini çıkarmıştır.
15- İslami araştırma ve geliştirme Enstitüsü; bu enstitü insan devletini oluşturmak için yönetme ve kişisel yetenekleri yaygınlaştırmak amacını taşımaktadır. Enstitünün hedefi, kültür derecesini yükseltmek, insanoğlunun yeteneklerini geliştirmesi için farklı ilmi çalışmalar yaparak asıl İslami düşünce ışığında farklı kurumların öncülüğünü yapıp yönetmeleri için gereken eğitim sağlanmaktadır.
Merkezin çalışmaları;
1- Yönetim danışmanlığı
2- Stratejik programlar sunmak
3- Yönetici eğitim programlarının oluşturulması
4- Eğitim programlarının tasarlanması
Medya kurumları;
a) En-Naîm uydu kanalı; Dini bir uydu kanalıdır. İslami bilincin gelişmesi, Ehlibeyt (a.s) maarifinin yaygınlaşması ve onların göstermiş oldukları yolda ahlaki öğretilerle eğitilmiş bir toplum oluşturmak için farklı konuları işlemektedir. Kanal merkezi Basra şehrinden yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Necef, Bağdat ve Irak’ın birçok velayetinde şubeleri bulunmaktadır. Yüce taklit mercii Ayetullah Yakubi medyanın önemi ve İslam ümmetinin üzerinde konuşmaların önemi hakkında bazı açıklamaları vardır.
b) Beyyinat uydu kanalı ( Ehlibeyt ekolünde Kuran); bu kanalın amacı Kuran ve İslam dinini batı topluluğuna tanıtmaktır. Bu kanal Arapça, İngilizce ve Fransızca dillerinde yayın yapmaktadır.
c) el-Bilâd radyosu; Bağdat’tan yayın yapıyor.
d) el-Emel radyosu; Basra’dan yayın yapmakta.
e) Subulü’s Selâm radyosu; Nasiriyye kentinden yayın yapıyor.
f) Er-Remise radyosu; Semave kentinden yayın yapmaktadır.
16- Büyük dini münasebetler; Ayetullah Yakubi tarafından başlatılan ve desteklenen programlardan birisi, Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadet yıl dönümü olan Cemadiye’l Ahir ayının üçünde her yıl toplu olarak Necef’te Hz. Ali’nin (a.s) türbesini ziyaretidir. Bu ziyarete büyük bir kalabalık katılarak Fatimi kültürün yayılmasında büyük bir etkisi bulunmaktadır. Bu merasimde Ayetullah Yakubi’nin konuyla ilgili konuşmasından sonra Hz. Alinin (a.s) türbesine kadar o büyük hanımefendinin temsili cenazesine katılıyorlar. Bu ziyaret hicri 1427 yılında başlatıldı.
İkinci münasebet, Hüseyni Mevkiplerdir. Üniversite öğretim üyeleri ve üniversite öğrencilerden oluşan, Aşura akşamı Kerbela buluşmasıdır. Saddam’ın devrildiği yıl başlatılmıştır. Bu merasim yirmi bini aşkın üniversite öğretim üyeleri ve öğrencileri düzenli bir şekilde Kerbela iniveresinden Hz. Hüseyin ve Hz. Abbas’ın (a.s) türbelerine kadar yürünmektedirler. Her üniversite ve fakülte öğrencileri kendi ismini taşıyan dövizlerle büyük desteler halinde harekete geçiyor. Bu merasimlerde üniversite öğrencilerinin Ayetullah Yakubi’ye olan sevgileri gözden kaçmıyor.
Aynı şekilde bu münasebetlerde ziyaretçilerin konaklama ve beslenmeleriyle ilgilenen komiteler bulunmaktadır. Bu ziyaretler yaygınlaştığından (İlim ve din topluluğu) ve (üniversiteliler ve ilim havzası topluluğu) oluşturularak uzun yıllar hizmet etmiştir. Daha sonra Erbain ziyaretinde üniversite öğrencileri tebliğ komitesine dönüştürülmüştür. 3 Cemâdi es-Sâni Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadetinde desteler halinde şirket etmektedirler.
İlaveler 3
Ayetullah Şeyh Muhammed Yakubi’nin düşünceleri hakkında üniversite öğrencilerinin yüksek lisan ve doktora tezleri;
1- El-kimul ahlakiye fil fikr etterbevi el-İslami el-muasır el-merce el-Yakubi enumuzucen72./ Visam Ali Hatem. Doktora tezi.
2- Et-Tenmiye el-Beşeriye fi fikril-imamiye, eşşeyh Muhammed Yakubi enmuzecen.73 / Meysem Saad Matar. Doktora tezi
3- Eddelaletul Kuraniye inde şeyh Yakubi fi tefsirihi nurul kuran.74/Ahmet Zuheyr Abdulali.
4- El-hicac fi kitabi hitabul marhale lişşeyh Muhammed Yakubi min 2003-2014.75/Samir Nasir Ali.
5- etruhatul fikriye es-siyasiye indel merce el-Yakubi.76 / Sair Hadi Merhec.
6- El-ilam el-İsalmi el-muasir beyne en-nezeriye ve et-tetbik fi fikri ve rive el-mercei ed-dini eş-şeyh Muhammed Yakubi.77/ İmad Naim Abd.
7- Ayn merkezi tarafından basılan (el-ıslah) adlı dergide Ayetullah Yakubi’nin farklı konularda ıslah hareketinin detaylarını sunmaktadır.
Ayetullah Muhammed Yakubi’nin hayatı projeleri ilmi ve fiili çalışmaları hakkında çok sayıda eser kaleme alınmıştır onlardan bazıları;
1- (el-kevaidul fikhiyye fi musuetu (fıkhul hilaf) lil-merce el-Yakubi)78/Dr. Şeyh Muhammed Saidi (3cilt).
2- Tarihi Yakubi79./Kemal Seyit.
3- El-merceiyetu-er-reşide fi buudiha er-risali vel-hereki.80/Faysal Ettemimi.
4- Eş-şeyh Muhammed el-Yakubi minel-vilade iler-riyade.81/Muhammed Muhakkik el-Efgani.
5- El-merceiye tukavvidul mucteme.82/Abdulazim el-Esedi. (3 cilt).
6- Şuruku eş-şems83./Selim El-Hisani.
7- El-usul es-sikafiye fi şahsiyeti eşşeyh Yakubi84./Abdulazim el-Esadi.
8- Eşşeyh Yakubi el-merceiyetu el-ictimaiye85./hazırlayan Ennevaris yayınları.
9- Siyahe fi fikril merceiye86./Ali Halife Cabir.
10- Durus fi terbiyeti en-nefs ve tehzibuha87./Samir Hâkim Es-Saidi.
11- Mukaribetun menheciye tefsiriye beyne el-allame et-Tabatabai ve eş-şeyh Muhammed Yakubi88./Dr. Emced ETTAİ.
12- Kabes min nur89./Muhammed Taki el-Mumin.
13- Mebde et-teayuş es-silmi fil-menzur el-islami ve fikri el-merce el-Yakubi ve er-rey el-alemi90./Faysal Et-Temimi.
14- Zahiretu tedcin el-şuubtahlil vifk reey, semahetul merce el-Yakubi10./Faysal et-Temimi.
15- Dövletul insan fi fikri el-merce el-Yakubi92./B,r grup araştırmacı tarafından kaleme alınmıştır.
16- El-islahu el-siyasi vel-ictimai inde merce el-Yakubi93./Semra el-kazimi ve Ahmet el-Bediri.
17- Mealim el-fikri el-siyasi lilmerce el-Yakubi94./Muhammet muin el-Razavi ve Hasan Reşk Feyyaz.
18- Mekanizmat el-alaka maal garp, ruyetu el-merce el-Yakubi lil alaka maal garp95./Muhammed Taki el-Mumin.
19- El-kiyadetu el-vaiye, el-merce el-Yakubi enumuzecen96./Muhammed Taki el-Mumin.
20- Eser hitab el-merce el-Yakubi fi el-kuvat el-musallehe97./Muhanned Elcezairi.
21- El-merce el-Yakubi ve teshihi el-mefahim98./Faysal el-Temimi.
22- Karaatun fi hitab el-merhale99./Ali İsaf
23- Tahaddiyat el-gazv el-sikafi ve aliyat el-muvacehe100./ Ahmet el-Bediri
24- El-mesel el-aala, min vahyi kelimat el-şeyh el-Yakubi101./ Ali el-İbrahimi
25- El-şebab emel el-ümme, fi fikri el-merce el-Yakubi102./ Muhammed Taki el-Mumin
26- Islahu el-vakt, fi tevcihatu el-Kuran ve el-sunne ve el-merceiye103./ el-Seyid Eyyub Ahmed el-Musevi
27- Kevarir ve ezahir tarif bimekaneti el-meraa ve mesuliyetiha fi hitab el-merce el-Yakubi104./ Muhammed Taki el-Mumin
28- El-menhec el-fikri ve el-hareki inde Ehlulbeyt (a.s) min vicheti nazar el-merce el-Yakubi105./ Abdulhadi el-Zeydi, Dr. Sair el-Akili, Muhammed el-Naci
29- Vilayet emr el-ümme106./ Said el-İzari, Ahmed el-Musevi
30- Min sikafetu Aşura fi davi fikri el-merce el-Yakubi107./Abdulazim el-Esadi
31- El-taaddudiye fi el-Kuran ve el-sunne, karaatun fi tevcihat el-merce el-Yakubi108./ Eyyub Ahmed el-Musevi
32- Hukuk gayri el-Müslimin fi itar el-taaddudiye el-diniyye109./ Şahabuddin el-Hüseyni
33- Tesil el-ruşd el-İslami fi davu irşadat el-merce el-Yakubi110./ Dr. Muvaffak Mecid ve Eyyub Ahmed el-Musevi
34- El-kanun el-Caferi, ehadu el-ehdaf el-istirateciye lil-merceiyet el-reşide111./ Kasım el-Diraci
35- El-meşari el-şeytaniye lilmentaka, keraetun fi hitab el-merce el-Yakubi112./ Salah Hasan Cabir
36- Taşhis el-kiyade vel-merceiyye beyn el-muahhilat vel-iddaat bihasabi ruyetu el-merceiyye el-Yakubi113./ Samira el-Kazimi
37- Hel el-tetbir şaire? Dirasetun fi hitab el-merce el-Yakubi114./ Salah Hasan Cabir
[12] .2. Sadır Ayetullah Seyit Muhammed Muhammed Sadık Sadır’dır.1. Sadır ise Ayetullah Seyit Muhammed Bakır Sadırdır.
[19] .1991 yılı şaban ayında Irak halkının Saddam rejimine karşı ayaklanmasıdır. Bu ayaklanmada 15 gün içerisinde Irak’ın 18 vilayetinden on dördünü ele geçirdiler. Bunun karşılığında Baas rejimi on binlerce insanı katletti. Hz. Ali’nin ve Hz. Hüseyin’in (a.s) türbeleri zarar gördü, Baas rejimi birçok dini medreseleri cami ve Hüseyniyeleri tahrip etti.
[47] . el-Vichetu Kerbela adlı eser s.152 Bu eser Futini Kirista, Elizabet Dakisir ve Daren Lüks tarafından kaleme alınmış ve 2017 yılında Hz. Abbas’ın (a.s) türbesi tarafından Beyrut’ta basılmıştır.
[49] . Necef Hikmet Kapısı adlı eserin yazarları, Yasir Tabba, Sabirna Mirfan, Erk Bonerin s.131 Birleşmiş milletler Eğitim İlim Ve kültür teşkilatı Yunesco Irak temsilciliğinin katkılarıyla 2014 yılında Amman/Ürdün’de basılmıştır.
[51] . Necef Tarihi ve Kutsal şehrin genişlemesi adlı eserin yazarları; Dr. Sabirna Merfan, Dr. Robert Kelif ve Dr. Cirattin Şatlar s.377 Unesco tarafından2016 yılında basılmıştır.




